Emlak Vergisi ikinci taksit ödemeleri yarın başlıyor.
Milyonlarca gayrimenkul sahibini ilgilendiren Emlak Vergisi’nin ilk taksitleri 1 Mart ile 31 Mayıs arasında ödenmişti. Şimdi ikinci taksit ödemelerine sıra geldi. 1 Kasım’dan 30 Kasım’a kadar bu ödemeler yapılacak. Emlak Vergisi, arazi, arsa ve binalar için ödeniyor. Gayrimenkulünü elden çıkarmayanlar ile geçen yıl gayrimenkul alanlar bu yıl vergi ödeyecek.
Nasıl hesaplanır?
4 yılda bir takdir komisyonlarınca emlak değerleri yeniden belirleniyor. Son olarak 2017’de tespit edilen değerler, 2021’e kadar geçerli. Ara yıllarda rakama yeniden değerleme oranı ekleniyor. Yeniden değerleme oranı bu yıl için yüzde 23.73 olarak tespit edildi. Buna göre; vergi miktarı, yeniden değerleme oranının yarısı olan yüzde 11.87 artırılarak bulunuyor.
Büyükşehirde binde 2
Örneğin komisyon evinizin rayiç değerini 100 bin lira olarak belirlediyse, ara yıllarda bu değere yeniden değerleme oranının yarısı ekleniyor. Ortaya çıkan rakamın üzerine, gayrimenkulun türüne göre belirlenen oranlar ekleniyor. Konutların vergi oranı büyükşehir sınırlarında binde 2, büyükşehir olmayan yerlerde ise binde 1 olarak hesaplanıyor.
Nereye ödeniyor?
Emlak Vergisi ödemesi, gayrimenkulun bağlı bulunduğu belediyeye direkt olarak yapılabilir. Ayrıca belediyelerin hesabının bulunduğu banka şubelerine de ödeme yapılabilir. Ödemeler kredi kartı veya nakit olarak yapılabiliyor. Emlak Vergisi, bir yılda mart ve kasım ayları olmak üzere iki taksitte ödeniyor. Başka taksit yapılmıyor.
Büyükşehirde yer alan konut için vergi örneği
Evin 2018’e ait Emlak Vergisi değeri: 140 bin lira.
2018 yılına ait yeniden değerleme oranının yarısı: (Yüzde 23.73/2)=Yüzde 11.87.
Meskenin 2019 yılı Emlak Vergisi değeri: 156 bin TL (küsurat siliniyor).
Bu değerin binde 2’si: 312 lira vergi ödenecek.
Gecikmeyin cezası var
Bir gayrimenkulu olan ve muafiyet şartlarını taşımayan herkes Emlak Vergisi ödemek zorunda. Emlak Vergisi’nin ilk ve ikinci taksidini mutlaka belirlenen süre içinde ödemek gerekiyor. Gecikme durumunda aylık yüzde 2 gecikme faizi uygulanıyor.
Bir gayrimenkulu olan ve muafiyet şartlarını taşımayan herkes Emlak Vergisi ödemek zorunda. Emlak Vergisi’nin ilk ve ikinci taksidini mutlaka belirlenen süre içinde ödemek gerekiyor. Gecikme durumunda aylık yüzde 2 gecikme faizi uygulanıyor.
(Posta)
31 Ekim 2019 Perşembe
26 Ekim 2019 Cumartesi
Emlak Konut yöntem değiştirdi
Bir zamanlar TOKİ’nin sahip olduğu arazileri ihalesiz alıp müteahhitlere gelir paylaşımı yoluyla ihale eden Emlak Konut yöntem değiştirdi. Artık sadece alıcı değil aracı da olacak.
Gayrimenkul piyasasındaki yavaşlama sektördeki dengeleri de değiştirmeye başladı. Son 15 yıldır Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'ndan (TOKİ) milyonlarca metrekare araziyi düşük bedellerle ihalesiz satın alıp özel sektöre ihale ederek milyarlarca lira kazanç elden Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı, iş yapış şeklini değiştirmeye başladı.
İHALE İÇİN YÜZDE 15
Türkiye'nin en büyük gayrimenkul yatırım ortaklığı olan Emlak Konut GYO, TOKİ ile geçen hafta sonu protokol imzaladı. Protokole göre, bundan böyle TOKİ mülkiyetinde yer alan taşınmazlar, Emlak Konut tarafından satın alınmak yerine “arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı” yöntemi ile ihale edilecek. Arazi üzerinde geliştirilecek projelerden elde edilecek gelirin yüzde 85'ini TOKİ, yüzde 15'ini ise Emlak Konut alacak. Geçtiğimiz yıllarda, TOKİ elindeki arazileri imar plan tadilatı yapıp “kupon” hale getirerek ihale düzenlemeden Emlak Konut'a uygun fiyatlarla satıyordu.
Şirket, söz konusu taşınmazları “arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı” başka firmalara ihale ediyor veya kendi proje geliştirip taahhüt hizmeti alıyordu. Yapılan ihaleler sonucunda Emlak Konut'un arsa sahibi olarak elde ettiği gelirle TOKİ'ye ödenen bedel arasındaki farkla devletin denetim elemanlarının da dikkatini çekmişti.
SAYIŞTAY'I DİNLEMEDİLER
Sayıştay denetçileri yazdıkları raporlarda arazilerin kısa sürede önemi değer artışına sahip olduğunu dikkat çekerek, TOKİ'nin arazilerini piyasa değerinin altında Emlak Konut'a satıldığını örneklerle anlatarak uyarmıştı. TOKİ iştiraki Emlak Konut'un yüzde 50.66'sının özel şahıs ve şirketlere ait olduğunu hatırlatan Sayıştay denetçileri, Emlak Konut'un düzenlediği ihalelerle kısa sürede önemli kârlar elde ettiğine işaret edip bu durumun kamu dışındaki diğer hissedarlara milyonlarca liralık avantaj sağladığını anlatmıştı. TOKİ'nin ihale sistemini bu nedenle gözden geçirmesi gerektiğini vurgulayan Sayıştay, arsa ve arazilerin, gelir paylaşımlı projeler ve tüm alıcıların katılabildiği rekabete açık artırma yöntemiyle satılmasının önermişti. Ancak TOKİ, Sayıştay'ın bu uyarılarını dikkate almayarak ihale düzenlemeden ederinin altında bir bedelle Emlak Konut GYO'ya arsa satmaya devam etmişti.
(Sözcü)
Gayrimenkul piyasasındaki yavaşlama sektördeki dengeleri de değiştirmeye başladı. Son 15 yıldır Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'ndan (TOKİ) milyonlarca metrekare araziyi düşük bedellerle ihalesiz satın alıp özel sektöre ihale ederek milyarlarca lira kazanç elden Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı, iş yapış şeklini değiştirmeye başladı.
İHALE İÇİN YÜZDE 15
Türkiye'nin en büyük gayrimenkul yatırım ortaklığı olan Emlak Konut GYO, TOKİ ile geçen hafta sonu protokol imzaladı. Protokole göre, bundan böyle TOKİ mülkiyetinde yer alan taşınmazlar, Emlak Konut tarafından satın alınmak yerine “arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı” yöntemi ile ihale edilecek. Arazi üzerinde geliştirilecek projelerden elde edilecek gelirin yüzde 85'ini TOKİ, yüzde 15'ini ise Emlak Konut alacak. Geçtiğimiz yıllarda, TOKİ elindeki arazileri imar plan tadilatı yapıp “kupon” hale getirerek ihale düzenlemeden Emlak Konut'a uygun fiyatlarla satıyordu.
Şirket, söz konusu taşınmazları “arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı” başka firmalara ihale ediyor veya kendi proje geliştirip taahhüt hizmeti alıyordu. Yapılan ihaleler sonucunda Emlak Konut'un arsa sahibi olarak elde ettiği gelirle TOKİ'ye ödenen bedel arasındaki farkla devletin denetim elemanlarının da dikkatini çekmişti.
SAYIŞTAY'I DİNLEMEDİLER
Sayıştay denetçileri yazdıkları raporlarda arazilerin kısa sürede önemi değer artışına sahip olduğunu dikkat çekerek, TOKİ'nin arazilerini piyasa değerinin altında Emlak Konut'a satıldığını örneklerle anlatarak uyarmıştı. TOKİ iştiraki Emlak Konut'un yüzde 50.66'sının özel şahıs ve şirketlere ait olduğunu hatırlatan Sayıştay denetçileri, Emlak Konut'un düzenlediği ihalelerle kısa sürede önemli kârlar elde ettiğine işaret edip bu durumun kamu dışındaki diğer hissedarlara milyonlarca liralık avantaj sağladığını anlatmıştı. TOKİ'nin ihale sistemini bu nedenle gözden geçirmesi gerektiğini vurgulayan Sayıştay, arsa ve arazilerin, gelir paylaşımlı projeler ve tüm alıcıların katılabildiği rekabete açık artırma yöntemiyle satılmasının önermişti. Ancak TOKİ, Sayıştay'ın bu uyarılarını dikkate almayarak ihale düzenlemeden ederinin altında bir bedelle Emlak Konut GYO'ya arsa satmaya devam etmişti.
(Sözcü)
İmara aykırı ve kaçak yapılarla mücadele
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, imara aykırı ve kaçak yapılarla mücadele kapsamında Bakanlık bünyesinde görev alacak yeni 1100 imar denetçisinin göreve başlaması dolayısıyla Antalya'nın Kemer ilçesindeki bir otelde düzenlenen programa katıldı. Burada konuşan Bakan Kurum, "Öncelikle 9 Ekim'de Cumhurbaşkanımız, Başkomutanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın emirleriyle başlayan Barış Pınarı Harekatı'mızı hamdolsun ordumuzun sahadaki başarısını, masada elde ettiğimiz zaferlerle taçlandırdık. 40 yıldır bitmez denilen PKK belasını topraklarımızdan da, sınırlarımızdan da silip atıyoruz. Bu zafer mazluma her zaman kucak açan yiğit bir milletin, tarihin her döneminde destanlar yazan şanlı bir ordunun ve dik duran güçlü bir liderin eseridir" dedi.
'ÇARPIK KENTLEŞMEYLE MÜCADELE KARARLILIKLA DEVAM EDİYOR'
Askerin ve güvenlik güçlerinin ülkenin güvenliği için mücadele ederken, kendilerinin de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ruhuna ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıkladığı şehircilik ilkeleri ve manifestosuna uygun şekilde gece gündüz demeden çalıştıklarına işaret eden Bakan Murat Kurum, "Şehirlerimizin yaşam kalitesi, milletimizin yaşam kalitesi adına da projeler üretiyoruz ve üretmeye de devam edeceğiz. Bugün gerek dünyada, gerekse ülkemizde konuşulan konuların başında şehirleşme gelmektedir ve bu anlamada şehirleşmelerde baktığınızda da hem genç nüfusumuzun artışı, hem köyden kente göçler sebebiyle şehirleşme nüfusu yüzde 92 oranlarına gelmiştir. Siz tabii baktığınızda bu oranlar çerçevesinde, şehirleşme oranının artması, köyden kente göçün artması çarpık kentleşmeyi de beraberinde getirmiştir. Baktığınızda 1950'li yıllardan itibaren uğraşmış olduğumuz o çarpık kentleşmeyle mücadele kararlılıkla devam ediyor. Çok yol kat ettik. Toplu Konut Dairesi Başkanlığı'yla 850 bin konut ürettik. İşte mekânsal strateji planını hazırlıyoruz. Tüm ülke genelinde artık sanayi alanlarımızın, turizm alanlarımızın, tarım alanlarımızın doğru alanlarda yol alması amacıyla inşallah bu süreçleri de kararlı bir şekilde yürütüp hem çarpık kentleşmeyle mücadele edeceğiz hem de diğer taraftan şehirlerimizin yeni planlarında, yeni imarlarında az katlı yatay mimarimizi ruhumuza, kültürümüze, tarihimizin, o ecdadımızın bize bıraktığı değerlere uygun şekilde şehirleşme örnekleri göstereceğiz" diye konuştu.
'İMAR DİSİPLİNİMİZİ YENİDEN TESİS ETMEK ZORUNDAYIZ'
Hızlı nüfus artışı nedeniyle şehirlerde iklim değişikliği, çevre kirliliği, kimliksiz mimari, ulaşım problemleri ve çarpık yapılaşma gibi derinleşen sorunlar yaşandığına işaret eden ve tüm dünyada bu sorunlar için çözüm arandığına vurgu yapan Bakan Kurum, şöyle devam etti:
"Bugün ihtiyacımız olan şey medeniyetimizin değerlerine uygun, mahalle kültürünü yaşatan, az katlı, yatay şehirleşmedir. Denizden kot alma sürecini başlattık. Artık, arazilerde en düşük kottan kot vermek suretiyle de o bina yükseklilerinin de ön görmediğimiz yeni alanların çıkmasına da açıkçası müsaade etmiyoruz. Bu şehircilik vizyonumuzu gerçekleştirme yolunda; imar disiplinimizi yeniden tesis etmek zorundayız, imar uygulamalarını sıkı bir şekilde takip etmek zorundayız. İnşallah bunu da sizlerle birlikte yapacağız. Şu anda 1100 olan imar denetçi sayımızı sizlerle birlikte 2100'e çıkartmış olacağız ve bu sayede inşallah 2100 denetçimizi şehirlerimize yapı yoğunluğuna ve deprem riskine göre 81 ilimizde görevlendireceğiz."
'İMARA AYKIRI YAPILAŞMAYLA İLGİLİ GEREKLİ TEDBİRLERİ ALDIK'
İstanbul'da 100'ün üzerinde, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya ve Muğla gibi metropol ve kaçak yapılaşmayla ciddi anlamda mücadele eden şehirlerde de şehrin ihtiyacına göre denetçiler olacağını aktaran Bakan Kurum, her an, 7/24 sahada olarak yeni ve muhtemel kaçak yapılaşmalara asla göz açtırmayacaklarını aktardı.
Yapılan denetimler neticesinde imar barışına aykırı 4 bin kaçak yapı tespit ettiklerini vurgulayan Bakan Kurum, şöyle konuştu;
"423 yapının yıkımını gerçekleştirdik. Yine imar barışı kapsamında tüm Türkiye'de 3 milyon 122 bin yapı kayıt belgesi düzenledik. Bu belgelerden 9 bin 300'ünü imar barışına aykırı olmasından dolayı iptal ettik. 3 bin 300 yapının da yıkımını gerçekleştirdik. Her iki alanda da kaçak yapılaşmayla mücadelemiz aralıksız devam ediyor. Son dönemde Ayder'de, Uzungöl'de, Kapadokya'da, Salda'da ve en son Bodrum'da karşı karşıya kaldığımız imara aykırı yapılaşmayla ilgili gerekli tedbirleri aldık. Ceza ve yıkım işlemlerini hızlı şekilde başlattık. Tüm bu süreci de vatandaşımızla paylaşarak kararlılığımızı gösterdik. Muğla'da imar mevzuatına aykırı yapılaşmalara yönelik 100 imar denetçimizle çalışmamızı yaptık. Havadan, karadan ve denizden yaptığımız denetimler sonucunda Bodrum'da 2100 bağımsız bölüm, 11 otel ünitesi ve 19 projede bulunan kaçak bölümleri belirledik, yıkım işlemlerini tamamladık. Ayder'de tüm ülkemizin vicdanını sızlatan, yaylamızda görüntü kirliliğine neden olan bütün salıncakları kaldırdık. Şimdi, Ayder'e gelen araçların tamamı için otoparkımızı da inşa ediyoruz. Böylece araçların Ayder'in doğal yapısına zarar vermesine mani olacağız. Salda Gölümüz ve çevresini 'Özel Çevre Koruma Bölgesi' ilan ettik. Salda'mızın etrafında bulunan tüm yapıları kaldırdık. Bu bölge için de hiçbir şekilde betona, asfalta, herhangi bir yapılaşmaya, tek bir çivi bile çakılmasına müsaade etmiyoruz, etmeyeceğiz. Tabii burada İstanbul'a özel bir başlık açmamız gerekiyor. İstanbul'da 352 bin yapı kayıt belgesi düzenledik. 8 bin 963 imar barışına aykırı yapı tespit ettik. Yapı kayıt belgelerinin iptal süreçlerini başlattık."
'YIKIM MASRAFLARI İLGİLİ İDARELERİN VERGİ PAYLARINDAN KESİLECEK'
TBMM'de imar ve kaçak yapılaşmayla mücadele noktasında birçok yeni düzenleme üzerinde çalışıldığına işaret eden Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, şunları kaydetti:
"Meclisimiz tarafından yapılacak bu düzenlemelerle birçok sorunun kaynağı olan parsel bazlı plan değişikliklerinin önüne tamamen geçiyoruz. Yine aynı düzenlemelerle planlamada şeffaflığı sağlamak amacıyla, imar planları için elektronik işlem numarası uygulamasına geçiyoruz. Yıllardır süregelen ilan askı usulünü köklü bir şekilde değiştiriyoruz. Yine meclisimizin yapacağı düzenlemeyle kanun yürürlüğe girdikten sonra ruhsatsız başlayan, ruhsat eklerine aykırı yapıların, kaçak yapıların tapu kayıtlarına; bu yapıların satılamayacağı ve kiralanamayacağına ilişkin şerh konulacak. Bu sayede kaçak yapılarla mücadelemizi çok daha etkin ve verimli bir noktaya taşımış olacağız."
Aynı çalışmalar kapsamında köylerde yaşanan gelişi güzel yapılaşmanın da önüne geçtiklerini belirten Kurum, şöyle konuştu:
"Bundan sonra köylerimizdeki tüm inşaat faaliyetlerinde izin ve proje onayı şartını getiriyoruz. Kaçak yapıları yıkmakla görevli idareler bu görevini yerine getirmediklerinde bakanlığımız bu yapıları yıkacak ve yıkım masrafları da yüzde 100 fazlasıyla ilgili idarelerin genel bütçe vergi paylarından kesilerek tahsil edilecek. Bundan böyle kimse plan değişiklikleriyle imar rantı sağlayamayacak. Yapacağımız düzenlemeyle planlar kişisel taleplere göre parsel bazında değil, bölgenin ihtiyaçları baz alınarak ada bazında yapılabilecek. Ayrıca ada bazında yapılan planlamalarda ortaya çıkacak değer artışları kişilere değil kamuya verilecek. Böylece haksız nitelikteki imar rantına yönelik haksız kişisel taleplerin önüne geçilmiş olacak. Yine halihazırda imar kanununda farklı bölgelerde imara aykırı aynı sınıftaki her yapıya bölge veya gelişmişlik farkı gözetilmeksizin aynı ceza uygulanıyor. Metropol şehirdeki imara aykırı yapı ile Anadolu'nun ücra bir köşesindeki aynı sınıftaki imara aykırı yapıya aynı ceza uygulanıyor. Yapacağımız düzenleme ile emlak vergisi değerini esas alan cezalandırma sistemiyle daha adil bir sisteme geçiliyor."
'ÇARPIK KENTLEŞMEYLE MÜCADELE KARARLILIKLA DEVAM EDİYOR'
Askerin ve güvenlik güçlerinin ülkenin güvenliği için mücadele ederken, kendilerinin de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ruhuna ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıkladığı şehircilik ilkeleri ve manifestosuna uygun şekilde gece gündüz demeden çalıştıklarına işaret eden Bakan Murat Kurum, "Şehirlerimizin yaşam kalitesi, milletimizin yaşam kalitesi adına da projeler üretiyoruz ve üretmeye de devam edeceğiz. Bugün gerek dünyada, gerekse ülkemizde konuşulan konuların başında şehirleşme gelmektedir ve bu anlamada şehirleşmelerde baktığınızda da hem genç nüfusumuzun artışı, hem köyden kente göçler sebebiyle şehirleşme nüfusu yüzde 92 oranlarına gelmiştir. Siz tabii baktığınızda bu oranlar çerçevesinde, şehirleşme oranının artması, köyden kente göçün artması çarpık kentleşmeyi de beraberinde getirmiştir. Baktığınızda 1950'li yıllardan itibaren uğraşmış olduğumuz o çarpık kentleşmeyle mücadele kararlılıkla devam ediyor. Çok yol kat ettik. Toplu Konut Dairesi Başkanlığı'yla 850 bin konut ürettik. İşte mekânsal strateji planını hazırlıyoruz. Tüm ülke genelinde artık sanayi alanlarımızın, turizm alanlarımızın, tarım alanlarımızın doğru alanlarda yol alması amacıyla inşallah bu süreçleri de kararlı bir şekilde yürütüp hem çarpık kentleşmeyle mücadele edeceğiz hem de diğer taraftan şehirlerimizin yeni planlarında, yeni imarlarında az katlı yatay mimarimizi ruhumuza, kültürümüze, tarihimizin, o ecdadımızın bize bıraktığı değerlere uygun şekilde şehirleşme örnekleri göstereceğiz" diye konuştu.
'İMAR DİSİPLİNİMİZİ YENİDEN TESİS ETMEK ZORUNDAYIZ'
Hızlı nüfus artışı nedeniyle şehirlerde iklim değişikliği, çevre kirliliği, kimliksiz mimari, ulaşım problemleri ve çarpık yapılaşma gibi derinleşen sorunlar yaşandığına işaret eden ve tüm dünyada bu sorunlar için çözüm arandığına vurgu yapan Bakan Kurum, şöyle devam etti:
"Bugün ihtiyacımız olan şey medeniyetimizin değerlerine uygun, mahalle kültürünü yaşatan, az katlı, yatay şehirleşmedir. Denizden kot alma sürecini başlattık. Artık, arazilerde en düşük kottan kot vermek suretiyle de o bina yükseklilerinin de ön görmediğimiz yeni alanların çıkmasına da açıkçası müsaade etmiyoruz. Bu şehircilik vizyonumuzu gerçekleştirme yolunda; imar disiplinimizi yeniden tesis etmek zorundayız, imar uygulamalarını sıkı bir şekilde takip etmek zorundayız. İnşallah bunu da sizlerle birlikte yapacağız. Şu anda 1100 olan imar denetçi sayımızı sizlerle birlikte 2100'e çıkartmış olacağız ve bu sayede inşallah 2100 denetçimizi şehirlerimize yapı yoğunluğuna ve deprem riskine göre 81 ilimizde görevlendireceğiz."
'İMARA AYKIRI YAPILAŞMAYLA İLGİLİ GEREKLİ TEDBİRLERİ ALDIK'
İstanbul'da 100'ün üzerinde, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya ve Muğla gibi metropol ve kaçak yapılaşmayla ciddi anlamda mücadele eden şehirlerde de şehrin ihtiyacına göre denetçiler olacağını aktaran Bakan Kurum, her an, 7/24 sahada olarak yeni ve muhtemel kaçak yapılaşmalara asla göz açtırmayacaklarını aktardı.
Yapılan denetimler neticesinde imar barışına aykırı 4 bin kaçak yapı tespit ettiklerini vurgulayan Bakan Kurum, şöyle konuştu;
"423 yapının yıkımını gerçekleştirdik. Yine imar barışı kapsamında tüm Türkiye'de 3 milyon 122 bin yapı kayıt belgesi düzenledik. Bu belgelerden 9 bin 300'ünü imar barışına aykırı olmasından dolayı iptal ettik. 3 bin 300 yapının da yıkımını gerçekleştirdik. Her iki alanda da kaçak yapılaşmayla mücadelemiz aralıksız devam ediyor. Son dönemde Ayder'de, Uzungöl'de, Kapadokya'da, Salda'da ve en son Bodrum'da karşı karşıya kaldığımız imara aykırı yapılaşmayla ilgili gerekli tedbirleri aldık. Ceza ve yıkım işlemlerini hızlı şekilde başlattık. Tüm bu süreci de vatandaşımızla paylaşarak kararlılığımızı gösterdik. Muğla'da imar mevzuatına aykırı yapılaşmalara yönelik 100 imar denetçimizle çalışmamızı yaptık. Havadan, karadan ve denizden yaptığımız denetimler sonucunda Bodrum'da 2100 bağımsız bölüm, 11 otel ünitesi ve 19 projede bulunan kaçak bölümleri belirledik, yıkım işlemlerini tamamladık. Ayder'de tüm ülkemizin vicdanını sızlatan, yaylamızda görüntü kirliliğine neden olan bütün salıncakları kaldırdık. Şimdi, Ayder'e gelen araçların tamamı için otoparkımızı da inşa ediyoruz. Böylece araçların Ayder'in doğal yapısına zarar vermesine mani olacağız. Salda Gölümüz ve çevresini 'Özel Çevre Koruma Bölgesi' ilan ettik. Salda'mızın etrafında bulunan tüm yapıları kaldırdık. Bu bölge için de hiçbir şekilde betona, asfalta, herhangi bir yapılaşmaya, tek bir çivi bile çakılmasına müsaade etmiyoruz, etmeyeceğiz. Tabii burada İstanbul'a özel bir başlık açmamız gerekiyor. İstanbul'da 352 bin yapı kayıt belgesi düzenledik. 8 bin 963 imar barışına aykırı yapı tespit ettik. Yapı kayıt belgelerinin iptal süreçlerini başlattık."
'YIKIM MASRAFLARI İLGİLİ İDARELERİN VERGİ PAYLARINDAN KESİLECEK'
TBMM'de imar ve kaçak yapılaşmayla mücadele noktasında birçok yeni düzenleme üzerinde çalışıldığına işaret eden Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, şunları kaydetti:
"Meclisimiz tarafından yapılacak bu düzenlemelerle birçok sorunun kaynağı olan parsel bazlı plan değişikliklerinin önüne tamamen geçiyoruz. Yine aynı düzenlemelerle planlamada şeffaflığı sağlamak amacıyla, imar planları için elektronik işlem numarası uygulamasına geçiyoruz. Yıllardır süregelen ilan askı usulünü köklü bir şekilde değiştiriyoruz. Yine meclisimizin yapacağı düzenlemeyle kanun yürürlüğe girdikten sonra ruhsatsız başlayan, ruhsat eklerine aykırı yapıların, kaçak yapıların tapu kayıtlarına; bu yapıların satılamayacağı ve kiralanamayacağına ilişkin şerh konulacak. Bu sayede kaçak yapılarla mücadelemizi çok daha etkin ve verimli bir noktaya taşımış olacağız."
Aynı çalışmalar kapsamında köylerde yaşanan gelişi güzel yapılaşmanın da önüne geçtiklerini belirten Kurum, şöyle konuştu:
"Bundan sonra köylerimizdeki tüm inşaat faaliyetlerinde izin ve proje onayı şartını getiriyoruz. Kaçak yapıları yıkmakla görevli idareler bu görevini yerine getirmediklerinde bakanlığımız bu yapıları yıkacak ve yıkım masrafları da yüzde 100 fazlasıyla ilgili idarelerin genel bütçe vergi paylarından kesilerek tahsil edilecek. Bundan böyle kimse plan değişiklikleriyle imar rantı sağlayamayacak. Yapacağımız düzenlemeyle planlar kişisel taleplere göre parsel bazında değil, bölgenin ihtiyaçları baz alınarak ada bazında yapılabilecek. Ayrıca ada bazında yapılan planlamalarda ortaya çıkacak değer artışları kişilere değil kamuya verilecek. Böylece haksız nitelikteki imar rantına yönelik haksız kişisel taleplerin önüne geçilmiş olacak. Yine halihazırda imar kanununda farklı bölgelerde imara aykırı aynı sınıftaki her yapıya bölge veya gelişmişlik farkı gözetilmeksizin aynı ceza uygulanıyor. Metropol şehirdeki imara aykırı yapı ile Anadolu'nun ücra bir köşesindeki aynı sınıftaki imara aykırı yapıya aynı ceza uygulanıyor. Yapacağımız düzenleme ile emlak vergisi değerini esas alan cezalandırma sistemiyle daha adil bir sisteme geçiliyor."
18 Ekim 2019 Cuma
Türkiye'nin en değerli arazisi park oldu
İBB’nin iştiraki İmar A.Ş’ye ait 46 bin 241 metrekarelik Levent İETT Garajı arazisi tartışmalar arasında “park” ilan edildi.
İBB Meclisi CHP Grubu Sözcüsü Tarık Balyalı, “AKP samimi olarak buraların yeşil alan olmasını istemiyor. İsteseydi 4-5 sene önce bu araziyi 3 emsalle imara açmaz, Dubai Şeyhi’ne satmak için uğraşmazdı. Sadece Ekrem İmamoğlu’nun İBB Başkanı olmasından sonra yetkisini kullanmasın diye siyasi amaçlı bir hamle. Usulüne uygun olarak tek tek getirin karşımıza hepsine evet diyeceğiz” şeklinde tepki gösterdi.
İBB Meclisi'nin Ekim ayı ilk oturumunda AKP'li meclis üyeleri, meclisin çalışma sistematiğine aykırı şekilde “ek gündem teklifi” vererek İBB'nin iştiraki İmar A.Ş'ye ait Şişli, Kağıthane, Esenler, Başakşehir, Eyüp ve Beşiktaş'taki boş durumdaki bazı parsellerin acil toplanma alanı olarak da kullanılabilmesi için gerekli imar planlarının değiştirilerek park alanına dönüştürülmesini talep etmişti.
ARAZİ DUBAİ EMİRİ’NE SATILMIŞTI
Talepte yer alan ve görüşülmek üzere komisyona sevk edilen parseller arasında 46 bin 241 metrekare büyüklüğündeki Levent İETT Garajı arazisi de bulunuyordu. Arazi İBB AKP yönetimindeyken “ticaret ve turizm” alanı ilan edilerek 300 metrelik “Dubai Kuleleri” dikilmek üzere imar düzenlemesi yapılmıştı. Arazi, ihale ile Dubai Emiri Şeyh El Maktum’un şirketine 705 milyon dolara satılmıştı.
DUBAİ ŞEYHİ ALMAKTAN VAZGEÇTİ
İmar planlarına karşı meslek odaları tarafından açılan davada iptal kararı çıkınca Dubai şeyhi araziyi almaktan vazgeçmişti. Daha sonra arazi için yeniden plan yapılmış ve CHP grubu o plana karşı iptal davası açmıştı. Bu dava hala sürüyor.
JET HIZI İLE GÜNDEME ALINDI
İstanbul'un gündemini uzun süre meşgul eden İETT Garajı arazisi gündeme yine bir tartışma ile geldi. AKP'li meclis üyelerinin ilk oturumdaki “park yapılsın” talebi, ikinci oturumda jet hızı ile gündeme alındı. Şişli'deki İETT Garajı arazisi ile birlikte Kağıthane, Esenler, Başakşehir, Eyüpsultan, Beşiktaş'taki 14 parsel park alanı olarak düzenlendi. Kararın oylanması öncesinde CHP ve AKP grubu arasında tartışma çıktı.
“AKP SAMİMİ DEĞİL”
CHP Grup Sözcüsü Tarık Balyalı, “CHP yeşil alana karşıymış” gibi bir algı yaratılmak istendiğini belirterek, “Levent'teki İETT arazisini 3 emsal ile turizm ve ticarete açan biz değiliz AKP. Ret veren CHP. Şimdi ne değişti de AKP birden oranın yeşil alan olmasına karar verdi? 3-5 yıl önce Dubai şeyhine satmak için uğraşan AKP burayı neden yeşil alan olarak kullanmak istiyor? Çünkü 23 Haziran'da iktidar değişti. AKP, meclisteki çoğunluğunu kullanarak kendini başkanlığın yerine koymaya çalışıyor. Buralar yeşil alan olarak kullanılabilir hiç sorun yok. Ama idarenin başka tasarruf hakları da olabilir. Üniversite, kreş, yurt, sosyal konut, cami, hastane olarak kullanılabilecek yerler vardır.AKP samimi olarak buraların yeşil alan olmasını istemiyor. İsteseydi 4 – 5 sene önce buraları 3 emsalle imara açmaz, satmak için bu kadar mücadele etmezdi” diye konuştu.
“SİYASİ AMAÇLI BİR HAMLE”
Balyalı, bu duurmun siyasi amaçlı bir hamle olduğunu belirterek, “Sadece Ekrem İmamoğlu'nun göreve gelmesinden sonra buralarda yetkisini kullanmasın diye siyasi amaçlı bir hamle yapılıyor. Biz bunun için ret veriyoruz. Usule uygun olarak getirin hepsine evet diyeceğiz” sözleri ile tepkisini gösterdi. AKP Grup Başkanvekili Tevfik Göksu da meclisin üstünde hiçbir merci bulunmadığını belirterek, “AKP grubunun teklifi ile İstanbul'a 300 bin metrekare park alanı kazandırılmıştır” dedi.
TEAMÜLLERE AYKIRI
CHP'li İBB Meclis Üyesi Sedat Özkan da konunun İBB teamüllerine aykırı şekilde gündeme getirilmesine tepki göstererek, “Planlama tekniğine, ilgili yasa ve yönetmeliklere uygun olarak hareket edilmesi için talebin önce Planlama Müdürlüğü'ne gönderilmesi gerek. Yasaya uygun hareket edelim. İBB'de yönetim değiştiği için çalışma sistemini bu şekilde zedelemeyelim, siyasete malzeme yapmadan bilimsel bir planlama çalışması yapalım” diye konuştu.
“HUKUK YOLU AÇIK”
İmar ve Bayındırlık Komisyonu'nun AKP'li Başkanı Yüksel Akyol da “Önemli akslar üzerinde yer alan parselleri park alanına almak için hangi müdürlükten ne görüşü alacağız? Karar Planlama Müdürlüğü'ne gidip tekrar gelecek zaten. Hukuk yolu açık. İBB Başkanı karar önüne geldiğinde veto edebilir” açıklamasında bulundu.
İBB Meclisi CHP Grubu Sözcüsü Tarık Balyalı, “AKP samimi olarak buraların yeşil alan olmasını istemiyor. İsteseydi 4-5 sene önce bu araziyi 3 emsalle imara açmaz, Dubai Şeyhi’ne satmak için uğraşmazdı. Sadece Ekrem İmamoğlu’nun İBB Başkanı olmasından sonra yetkisini kullanmasın diye siyasi amaçlı bir hamle. Usulüne uygun olarak tek tek getirin karşımıza hepsine evet diyeceğiz” şeklinde tepki gösterdi.
İBB Meclisi'nin Ekim ayı ilk oturumunda AKP'li meclis üyeleri, meclisin çalışma sistematiğine aykırı şekilde “ek gündem teklifi” vererek İBB'nin iştiraki İmar A.Ş'ye ait Şişli, Kağıthane, Esenler, Başakşehir, Eyüp ve Beşiktaş'taki boş durumdaki bazı parsellerin acil toplanma alanı olarak da kullanılabilmesi için gerekli imar planlarının değiştirilerek park alanına dönüştürülmesini talep etmişti.
ARAZİ DUBAİ EMİRİ’NE SATILMIŞTI
Talepte yer alan ve görüşülmek üzere komisyona sevk edilen parseller arasında 46 bin 241 metrekare büyüklüğündeki Levent İETT Garajı arazisi de bulunuyordu. Arazi İBB AKP yönetimindeyken “ticaret ve turizm” alanı ilan edilerek 300 metrelik “Dubai Kuleleri” dikilmek üzere imar düzenlemesi yapılmıştı. Arazi, ihale ile Dubai Emiri Şeyh El Maktum’un şirketine 705 milyon dolara satılmıştı.
DUBAİ ŞEYHİ ALMAKTAN VAZGEÇTİ
İmar planlarına karşı meslek odaları tarafından açılan davada iptal kararı çıkınca Dubai şeyhi araziyi almaktan vazgeçmişti. Daha sonra arazi için yeniden plan yapılmış ve CHP grubu o plana karşı iptal davası açmıştı. Bu dava hala sürüyor.
JET HIZI İLE GÜNDEME ALINDI
İstanbul'un gündemini uzun süre meşgul eden İETT Garajı arazisi gündeme yine bir tartışma ile geldi. AKP'li meclis üyelerinin ilk oturumdaki “park yapılsın” talebi, ikinci oturumda jet hızı ile gündeme alındı. Şişli'deki İETT Garajı arazisi ile birlikte Kağıthane, Esenler, Başakşehir, Eyüpsultan, Beşiktaş'taki 14 parsel park alanı olarak düzenlendi. Kararın oylanması öncesinde CHP ve AKP grubu arasında tartışma çıktı.
“AKP SAMİMİ DEĞİL”
CHP Grup Sözcüsü Tarık Balyalı, “CHP yeşil alana karşıymış” gibi bir algı yaratılmak istendiğini belirterek, “Levent'teki İETT arazisini 3 emsal ile turizm ve ticarete açan biz değiliz AKP. Ret veren CHP. Şimdi ne değişti de AKP birden oranın yeşil alan olmasına karar verdi? 3-5 yıl önce Dubai şeyhine satmak için uğraşan AKP burayı neden yeşil alan olarak kullanmak istiyor? Çünkü 23 Haziran'da iktidar değişti. AKP, meclisteki çoğunluğunu kullanarak kendini başkanlığın yerine koymaya çalışıyor. Buralar yeşil alan olarak kullanılabilir hiç sorun yok. Ama idarenin başka tasarruf hakları da olabilir. Üniversite, kreş, yurt, sosyal konut, cami, hastane olarak kullanılabilecek yerler vardır.AKP samimi olarak buraların yeşil alan olmasını istemiyor. İsteseydi 4 – 5 sene önce buraları 3 emsalle imara açmaz, satmak için bu kadar mücadele etmezdi” diye konuştu.
“SİYASİ AMAÇLI BİR HAMLE”
Balyalı, bu duurmun siyasi amaçlı bir hamle olduğunu belirterek, “Sadece Ekrem İmamoğlu'nun göreve gelmesinden sonra buralarda yetkisini kullanmasın diye siyasi amaçlı bir hamle yapılıyor. Biz bunun için ret veriyoruz. Usule uygun olarak getirin hepsine evet diyeceğiz” sözleri ile tepkisini gösterdi. AKP Grup Başkanvekili Tevfik Göksu da meclisin üstünde hiçbir merci bulunmadığını belirterek, “AKP grubunun teklifi ile İstanbul'a 300 bin metrekare park alanı kazandırılmıştır” dedi.
TEAMÜLLERE AYKIRI
CHP'li İBB Meclis Üyesi Sedat Özkan da konunun İBB teamüllerine aykırı şekilde gündeme getirilmesine tepki göstererek, “Planlama tekniğine, ilgili yasa ve yönetmeliklere uygun olarak hareket edilmesi için talebin önce Planlama Müdürlüğü'ne gönderilmesi gerek. Yasaya uygun hareket edelim. İBB'de yönetim değiştiği için çalışma sistemini bu şekilde zedelemeyelim, siyasete malzeme yapmadan bilimsel bir planlama çalışması yapalım” diye konuştu.
“HUKUK YOLU AÇIK”
İmar ve Bayındırlık Komisyonu'nun AKP'li Başkanı Yüksel Akyol da “Önemli akslar üzerinde yer alan parselleri park alanına almak için hangi müdürlükten ne görüşü alacağız? Karar Planlama Müdürlüğü'ne gidip tekrar gelecek zaten. Hukuk yolu açık. İBB Başkanı karar önüne geldiğinde veto edebilir” açıklamasında bulundu.
ALTUNİZADE'DE YOLCU PATLAMASI
Altunizade durağını kullanan yolcu sayısındaki artış dudak uçuklattı.
İstanbul'da iki kıta arasında milyonlarca yolcuyu taşıyan metrobüs hatlarında son dönemde yaşanan aşırı yoğunluk dikkat çekiyor.
CHP Grup Sözcüsü Tarık Balyalı da konuyla ilgili açıklama yaparak ilginç rakamlar verdi:
– Metrobüs hattında 2018 ve 2019 karşılaştırıldığında yüzde 4'lük bir yolcu artışı var. Altunizade'de ise özel bir durum var. 2018 ve 2019'daki 9 aylık sürede yüzde 37,4'lik bir yolcu artışı yaşandı. Olağanüstü bir artışla karşı karşıyayız.
– Temmuz ayında yüzde 66.4, Ağustos'ta 45.7, Eylül'de 40.9'luk artış olmuş. 2018'in ilk 9 ayında 5 milyon 533 bin yolcu bu istasyonu kullanırken, 2019 yılının ilk dokuz ayında 7 milyon 557 bin yolcu kullanmış. Artış tam olarak yüzde 37,4.
– Çekmeköy-Sancaktepe metrosu tasarlanırken Altunizade istasyonuna göre bir planlama yapılmadığı için aşırı yoğunluk oluşuyor.
(Özlem Güvemli/Sözcü)
İstanbul'da iki kıta arasında milyonlarca yolcuyu taşıyan metrobüs hatlarında son dönemde yaşanan aşırı yoğunluk dikkat çekiyor.
CHP Grup Sözcüsü Tarık Balyalı da konuyla ilgili açıklama yaparak ilginç rakamlar verdi:
– Metrobüs hattında 2018 ve 2019 karşılaştırıldığında yüzde 4'lük bir yolcu artışı var. Altunizade'de ise özel bir durum var. 2018 ve 2019'daki 9 aylık sürede yüzde 37,4'lik bir yolcu artışı yaşandı. Olağanüstü bir artışla karşı karşıyayız.
– Temmuz ayında yüzde 66.4, Ağustos'ta 45.7, Eylül'de 40.9'luk artış olmuş. 2018'in ilk 9 ayında 5 milyon 533 bin yolcu bu istasyonu kullanırken, 2019 yılının ilk dokuz ayında 7 milyon 557 bin yolcu kullanmış. Artış tam olarak yüzde 37,4.
– Çekmeköy-Sancaktepe metrosu tasarlanırken Altunizade istasyonuna göre bir planlama yapılmadığı için aşırı yoğunluk oluşuyor.
(Özlem Güvemli/Sözcü)
14 Ekim 2019 Pazartesi
Kiracılar ve ev sahipleri haklarınızı biliyor musunuz?
Kiracı ile ev sahipleri arasında zamdan tadilata, kontrat bitmeden tahliye talebinden evin satılmasına kadar onlarca sorun yaşanıyor. İki tarafın da haklarını bilmesi önemli.
Borçlar Kanunu’na göre; kira artışında son 12 aylık Üretici Fiyatları Endeksi (ÜFE) baz alınıyordu. Bu yılın başında yapılan düzenlemeyle artık kira artışları, 12 aylık ortalama Tüketici Fiyatları Endeksi’ne (TÜFE) göre olmak zorunda.
Bu da son verilere göre; yüzde 18.27. Bu oran tavan. Kiracı ile mal sahibi eğer anlaşırlarsa sözleşmede bunun altında bir oran kararlaştırabilirler. Ancak kesinlikle bu oranında üzerinde artış yapılamaz.
‘OĞLUM GELECEK ÇIK’ DURUMUNDA KİRACI NE YAPMALI?
Kanuna göre; kontrat süresi dolmadan kiracının tahliye edilmesi gibi bir durum söz konusu olamaz. Yalnızca ev sahibinin haklı sebepleri varsa kontrat dolmadan kiracıyı çıkarabilir. Kiracı kirayı ödemezse, sözleşmeye aykırılık varsa (evin başkasına kiraya verilmesi ya da amacının dışında kullanılması gibi), evde esaslı bir tadilat yapılacaksa kiracı tahliye edilebilir.
KİRACI ERKEN ÇIKMAK İSTERSE NE OLUR?
Kiracı, sözleşme tarihinden önce evden çıkmak isterse ve mal sahibi evi yeniden kiraya veremezse, kiracının bildirim yapması şartıyla tahliye tarihinden itibaren 3 aylık tazminat ödemekle yükümlüdür. Eğer kiracı bildirim yapıp çıkar ve hemen kiracı bulunursa böyle bir tazminat ödenmez.
Eğer ev bu 3 ay içerisinde yeniden kiraya verilirse, tahliye ile kiraya verildiği tarihe kadarki süre için tazminat alınabilir. Bu da 3 ayı geçemez. Ancak kiracı bildirim yapmazsa sözleşme geçerlidir ve bildirim yapıncaya kadar olan aylara ait kirayı ödemekle yükümlüdür.
KİRA ÖDENMEZSE EV SAHİBİNİN HAKKI NEDİR?
Kiracı borcunu ödemezse, kiracıya önce noterden ödeme için ihtar gönderilip 30 gün süre verilmek zorundadır. Bu süre geçtikten sonra hâlâ ödeme yoksa tahliye davası veya icra takibi yoluyla yapılacak olan takip neticesinde icra mahkemesinden tahliye talep edilebilir.
EV SATILDI KİRACI NE OLACAK?
Taşınmazın bir başkasına satılması durumunda kiracının 6 ay süresi bulunuyor. Kiracı içerdeyken taşınmazın satılması halinde yeni mal sahibi içerdeki kiracıya 1 ay içinde ihtar göndererek tahliye talep edebilir. Bu durumda satın alma tarihinden itibaren 6’ncı ayın sonuna kadar kiracı kalmaya devam eder. 6’ncı ayın sonunda çıkmazsa tahliye davası açılabilir.
Eski mal sahibi ile yapılan kira sözleşmesinin sonunda da dava açılarak tahliye talep edilebilir. ‘Kiracılar eğer bu durumla karşılaşmak istemiyorlarsa, sözleşmelerini tapuya şerh olarak işlemeli. Kira şerhi bulunan taşınmazlar satılsa dahi kiracı tahliye edilemez.
ÜÇÜNCÜ KİŞİLERE KİRALAMA YAPILIR MI?
Mal sahibi ile kiracı arasındaki sözleşmede ‘Kira sözleşmesi devredilemez, ciro edilemez, alt kiralama yapılamaz’ şeklinde bir hüküm var ise hiçbir şekilde kira sözleşmesi bölünemez ve bağımsız bölümün tamamı veya bir bölümü kiraya verilemez.
Böyle bir durum tespit edilirse sözleşmeye esaslı aykırılık gerekçesiyle süre dolmadan kiracı tahliye edilebilir. Ancak mal sahibi kiracısına alt kiralama hakkı tanımışsa tamamının veya bir kısmının kiraya verilmesi mümkün olabilir.
EV DÖNÜŞÜME GİRERSE OTURMA HAKKI KİMİN?
Borçlar Kanunu’nda bina yıkıldıktan sonra yeniden yapımı halinde mal sahibinin kiracısını davet etme zorunluluğu var.
Esaslı tadilat, tamirat ve yıkım varsa kiracı tahliye edilebilir bu durumda tadilat, tamirat ve yıkım yapılıp yeniden inşa sonrasında kiracının yeniden davet edilmesi zorunludur. Davet edilmezse kiracıya 1 yıllık kira bedeli ile taşınma bedeli ödenir.
RİSKLİ YAPILARDA DURUM NE?
Kentsel dönüşüm yasasına göreyse ev sahibinin kiracıyı davet etme zorunluluğu yok. Bu kapsamda kiracı karot alınıp riskli yapı ilan edilen bir taşınmazdan 60 veya 30 günlük tahliye yazılarının kendisine tebliğ edilmesi halinde sürenin sonunda evden çıkacaktır. Kentsel dönüşüm yasasına göre kiracılara 2 aylık taşınma yardımı adı altında ödeme yapılmaktadır.
TADİLAT MASRAFI TALEP EDİLİR Mİ?
Kiracılar riskli olduğunu bildikleri bir yerden kiralama yapmışlarsa yapmış oldukları masrafları hiçbir şekilde talep edemezler. Ancak mal sahibi riskli olduğunu bildiği halde bir taşınmazı kiraya vermişse ve kiracı ciddi bir masraf yapmışsa bu masraflarını tahliye halinde dava açarak isteyebilirler.
İZİN ALMADAN MÜLKTE TADİLAT YAPILABİLİR Mİ?
Kiracı, taşınmazın içinde mal sahibinin izni olmadan ciddi değişiklikler yaparsa, sözleşmeye esaslı aykırılık durumu oluşur. Bu da kiracının kontrat bitmeden tahliye edilmesine yol açabilir.
(Posta)
Borçlar Kanunu’na göre; kira artışında son 12 aylık Üretici Fiyatları Endeksi (ÜFE) baz alınıyordu. Bu yılın başında yapılan düzenlemeyle artık kira artışları, 12 aylık ortalama Tüketici Fiyatları Endeksi’ne (TÜFE) göre olmak zorunda.
Bu da son verilere göre; yüzde 18.27. Bu oran tavan. Kiracı ile mal sahibi eğer anlaşırlarsa sözleşmede bunun altında bir oran kararlaştırabilirler. Ancak kesinlikle bu oranında üzerinde artış yapılamaz.
‘OĞLUM GELECEK ÇIK’ DURUMUNDA KİRACI NE YAPMALI?
Kanuna göre; kontrat süresi dolmadan kiracının tahliye edilmesi gibi bir durum söz konusu olamaz. Yalnızca ev sahibinin haklı sebepleri varsa kontrat dolmadan kiracıyı çıkarabilir. Kiracı kirayı ödemezse, sözleşmeye aykırılık varsa (evin başkasına kiraya verilmesi ya da amacının dışında kullanılması gibi), evde esaslı bir tadilat yapılacaksa kiracı tahliye edilebilir.
KİRACI ERKEN ÇIKMAK İSTERSE NE OLUR?
Kiracı, sözleşme tarihinden önce evden çıkmak isterse ve mal sahibi evi yeniden kiraya veremezse, kiracının bildirim yapması şartıyla tahliye tarihinden itibaren 3 aylık tazminat ödemekle yükümlüdür. Eğer kiracı bildirim yapıp çıkar ve hemen kiracı bulunursa böyle bir tazminat ödenmez.
Eğer ev bu 3 ay içerisinde yeniden kiraya verilirse, tahliye ile kiraya verildiği tarihe kadarki süre için tazminat alınabilir. Bu da 3 ayı geçemez. Ancak kiracı bildirim yapmazsa sözleşme geçerlidir ve bildirim yapıncaya kadar olan aylara ait kirayı ödemekle yükümlüdür.
KİRA ÖDENMEZSE EV SAHİBİNİN HAKKI NEDİR?
Kiracı borcunu ödemezse, kiracıya önce noterden ödeme için ihtar gönderilip 30 gün süre verilmek zorundadır. Bu süre geçtikten sonra hâlâ ödeme yoksa tahliye davası veya icra takibi yoluyla yapılacak olan takip neticesinde icra mahkemesinden tahliye talep edilebilir.
EV SATILDI KİRACI NE OLACAK?
Taşınmazın bir başkasına satılması durumunda kiracının 6 ay süresi bulunuyor. Kiracı içerdeyken taşınmazın satılması halinde yeni mal sahibi içerdeki kiracıya 1 ay içinde ihtar göndererek tahliye talep edebilir. Bu durumda satın alma tarihinden itibaren 6’ncı ayın sonuna kadar kiracı kalmaya devam eder. 6’ncı ayın sonunda çıkmazsa tahliye davası açılabilir.
Eski mal sahibi ile yapılan kira sözleşmesinin sonunda da dava açılarak tahliye talep edilebilir. ‘Kiracılar eğer bu durumla karşılaşmak istemiyorlarsa, sözleşmelerini tapuya şerh olarak işlemeli. Kira şerhi bulunan taşınmazlar satılsa dahi kiracı tahliye edilemez.
ÜÇÜNCÜ KİŞİLERE KİRALAMA YAPILIR MI?
Mal sahibi ile kiracı arasındaki sözleşmede ‘Kira sözleşmesi devredilemez, ciro edilemez, alt kiralama yapılamaz’ şeklinde bir hüküm var ise hiçbir şekilde kira sözleşmesi bölünemez ve bağımsız bölümün tamamı veya bir bölümü kiraya verilemez.
Böyle bir durum tespit edilirse sözleşmeye esaslı aykırılık gerekçesiyle süre dolmadan kiracı tahliye edilebilir. Ancak mal sahibi kiracısına alt kiralama hakkı tanımışsa tamamının veya bir kısmının kiraya verilmesi mümkün olabilir.
EV DÖNÜŞÜME GİRERSE OTURMA HAKKI KİMİN?
Borçlar Kanunu’nda bina yıkıldıktan sonra yeniden yapımı halinde mal sahibinin kiracısını davet etme zorunluluğu var.
Esaslı tadilat, tamirat ve yıkım varsa kiracı tahliye edilebilir bu durumda tadilat, tamirat ve yıkım yapılıp yeniden inşa sonrasında kiracının yeniden davet edilmesi zorunludur. Davet edilmezse kiracıya 1 yıllık kira bedeli ile taşınma bedeli ödenir.
RİSKLİ YAPILARDA DURUM NE?
Kentsel dönüşüm yasasına göreyse ev sahibinin kiracıyı davet etme zorunluluğu yok. Bu kapsamda kiracı karot alınıp riskli yapı ilan edilen bir taşınmazdan 60 veya 30 günlük tahliye yazılarının kendisine tebliğ edilmesi halinde sürenin sonunda evden çıkacaktır. Kentsel dönüşüm yasasına göre kiracılara 2 aylık taşınma yardımı adı altında ödeme yapılmaktadır.
TADİLAT MASRAFI TALEP EDİLİR Mİ?
Kiracılar riskli olduğunu bildikleri bir yerden kiralama yapmışlarsa yapmış oldukları masrafları hiçbir şekilde talep edemezler. Ancak mal sahibi riskli olduğunu bildiği halde bir taşınmazı kiraya vermişse ve kiracı ciddi bir masraf yapmışsa bu masraflarını tahliye halinde dava açarak isteyebilirler.
İZİN ALMADAN MÜLKTE TADİLAT YAPILABİLİR Mİ?
Kiracı, taşınmazın içinde mal sahibinin izni olmadan ciddi değişiklikler yaparsa, sözleşmeye esaslı aykırılık durumu oluşur. Bu da kiracının kontrat bitmeden tahliye edilmesine yol açabilir.
(Posta)
7 Ekim 2019 Pazartesi
Evinizin altından fay hattı geçip geçmediğini bir tıkla öğrenebilirsiniz
İstanbul'da 26 Eylül'de gerçekleşen 5,8 şiddetindeki depremden sonra İstanbul halkı ''Evimin altından fat hattı geçiyor mu?'' sorusunu merak ediyor
İstanbul'da meydana gelen, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından büyüklüğü 5.8 olarak açıklanan depremin ardından vatandaşlar evlerinin depreme dayanıklılık durumunu merak etmeye başladı.
Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Engin Er, Marmara Denizi'nde meydana gelebilecek depremin sadece İstanbul'u değil, bütün Marmara Bölgesini etkileyeceğini belirtti. Vatandaşların Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) sitesine girerek evlerinin altından fay hattı geçip geçmediğini kolaylıkla öğrenebileceğini belirten Er, zemin etüdü ile de evlerin sağlıklı olup olmadığının belirlendiğini söyledi.
Er, şöyle devam etti:
"Bu depremler Marmara Denizi içinden geçen İstanbul depremi olarak adlandırılıyor. Ama Marmara'da olan deprem İstanbul depremi değil, Marmara depremidir. Çünkü bütün Marmara etkilenmiştir. İsmini doğru koymak lazım. Olabilecek Marmara depreminden elbette Bursa da etkilenecektir. Bursa'yı etkileyecek olan deprem sadece Marmara Denizi içindeki faylar değil, İznik'ten başlayıp Gemlik, Mudanya, Karacabey'e doğru devam eden Kuzey Anadolu fay hattının orta kolu üzerinde oluşan depremlerdir. Burada olabilecek bir depremde İstanbul'un etkilenmesi de söz konusudur. Asıl Bursa'yı bekleyen, 1855 yılında olmuş ve küçük kıyamet olarak adlandırılan depremin, İnegöl'den başlayarak Yıldırım, Osmangazi, Nilüfer ve Mustafa Kemal Paşa'dan devam eden bir fay hattıdır. Bu orta ve güney kolu olarak adlandırılan her iki fay hattının da yerleşim yerlerinin içinde geçtiğini net bir şekilde söyleyebiliriz."
"Bugün internet üzerinden parselimizin, evimizin neresinden fay hattı geçtiğini çok net bir şekilde görebiliyoruz" ifadesini kullanan Er, şunları kaydetti:
"E-devlete giriş yaptığımızda parselimizin zemin özelliklerini de görebiliyoruz. Dolayısıyla doğal afet anlamında çok net bilgilere sahip olabiliriz. Bunların yanı sıra en önemli şey binaların güvenliğidir. Binalarda mühendislik hizmeti alınmamışsa o bina güvenli bina değildir. Öncelikle zemin etüdü yaptırılması gerekiyor. Bu etütle fay hatlarına ne kadar mesafede olduğu bilinmelidir. Ev fay hattının üzerindeyse ona göre tedbirler alınabilir. Zemin etüdü mevcut binalara da yapılmaktadır. Sadece yeni yapılan binalar değil. Bundan sonra beton, demir ve proje uygunluğunu test ederek güvenli bir bina olup olmadığını net şekilde öğrenebilir. Eğer bina sağlam değilse güçlendirme yapılabilir. Eğer zemin sağlam değilse zemin iyileştirme de yapılabilir ama bunlar masraflı şeylerdir. Daha güvenli bir şehir olması için bu işin önceden planlanması gerekmektedir. Bunun için de belediyelere ve merkezi idareye görevler düşmektedir."
SORGULAMA NASIL YAPILIYOR?
Vatandaşlar, fay hattı sorgulama ekranına MTA'nın resmi internet sitesi üzerinden ulaşabiliyor, http://www.mta.gov.tr/v3.0/ adresine girip MTA Yerbilimleri Portalı'nı tıklayarak harita üzerinden bulunduğu konumu girebiliyor.
(Sputnik)
İstanbul'da meydana gelen, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından büyüklüğü 5.8 olarak açıklanan depremin ardından vatandaşlar evlerinin depreme dayanıklılık durumunu merak etmeye başladı.
Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Engin Er, Marmara Denizi'nde meydana gelebilecek depremin sadece İstanbul'u değil, bütün Marmara Bölgesini etkileyeceğini belirtti. Vatandaşların Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) sitesine girerek evlerinin altından fay hattı geçip geçmediğini kolaylıkla öğrenebileceğini belirten Er, zemin etüdü ile de evlerin sağlıklı olup olmadığının belirlendiğini söyledi.
Er, şöyle devam etti:
"Bu depremler Marmara Denizi içinden geçen İstanbul depremi olarak adlandırılıyor. Ama Marmara'da olan deprem İstanbul depremi değil, Marmara depremidir. Çünkü bütün Marmara etkilenmiştir. İsmini doğru koymak lazım. Olabilecek Marmara depreminden elbette Bursa da etkilenecektir. Bursa'yı etkileyecek olan deprem sadece Marmara Denizi içindeki faylar değil, İznik'ten başlayıp Gemlik, Mudanya, Karacabey'e doğru devam eden Kuzey Anadolu fay hattının orta kolu üzerinde oluşan depremlerdir. Burada olabilecek bir depremde İstanbul'un etkilenmesi de söz konusudur. Asıl Bursa'yı bekleyen, 1855 yılında olmuş ve küçük kıyamet olarak adlandırılan depremin, İnegöl'den başlayarak Yıldırım, Osmangazi, Nilüfer ve Mustafa Kemal Paşa'dan devam eden bir fay hattıdır. Bu orta ve güney kolu olarak adlandırılan her iki fay hattının da yerleşim yerlerinin içinde geçtiğini net bir şekilde söyleyebiliriz."
"Bugün internet üzerinden parselimizin, evimizin neresinden fay hattı geçtiğini çok net bir şekilde görebiliyoruz" ifadesini kullanan Er, şunları kaydetti:
"E-devlete giriş yaptığımızda parselimizin zemin özelliklerini de görebiliyoruz. Dolayısıyla doğal afet anlamında çok net bilgilere sahip olabiliriz. Bunların yanı sıra en önemli şey binaların güvenliğidir. Binalarda mühendislik hizmeti alınmamışsa o bina güvenli bina değildir. Öncelikle zemin etüdü yaptırılması gerekiyor. Bu etütle fay hatlarına ne kadar mesafede olduğu bilinmelidir. Ev fay hattının üzerindeyse ona göre tedbirler alınabilir. Zemin etüdü mevcut binalara da yapılmaktadır. Sadece yeni yapılan binalar değil. Bundan sonra beton, demir ve proje uygunluğunu test ederek güvenli bir bina olup olmadığını net şekilde öğrenebilir. Eğer bina sağlam değilse güçlendirme yapılabilir. Eğer zemin sağlam değilse zemin iyileştirme de yapılabilir ama bunlar masraflı şeylerdir. Daha güvenli bir şehir olması için bu işin önceden planlanması gerekmektedir. Bunun için de belediyelere ve merkezi idareye görevler düşmektedir."
SORGULAMA NASIL YAPILIYOR?
Vatandaşlar, fay hattı sorgulama ekranına MTA'nın resmi internet sitesi üzerinden ulaşabiliyor, http://www.mta.gov.tr/v3.0/ adresine girip MTA Yerbilimleri Portalı'nı tıklayarak harita üzerinden bulunduğu konumu girebiliyor.
(Sputnik)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
Emlak vergisi
Milyonlarca kişiyi ilgilendiren Emlak Vergisi son ödeme tarihi için geri sayım başladı. Her sene ödenen emlak vergisi için ev, iş yeri, ars...
-
Taşınmaza ait detaylı bilgilerin yer aldığı resmi işlemlerinizde kullanabileceğiniz tapu kayıt örneğini e-Devlet Kapısı üzerinden web tapu s...
-
Milyonlarca kişiyi ilgilendiren Emlak Vergisi son ödeme tarihi için geri sayım başladı. Her sene ödenen emlak vergisi için ev, iş yeri, ars...
-
Tapu ve Kadastro Genel Müdürü Mehmet Adlı, "Vatandaşlar, yeni kimlik kartlarını POS cihazı şeklindeki Kimlik Doğrulama Sistemine takıy...
