Antalya'da üniversiteye yakın bazı mahallelerdeki binalar, öğrencilerin oturacağı şekilde yapılıyor. Yeni evler daha küçük inşa edilirken, kiralar ters oranda yükseliyor.
Antalya'da, Akdeniz Üniversitesi'nin 72 bin 894, Antalya Bilim Üniversitesi'nin ise 3 bin 100 öğrencisi bulunuyor. Yaklaşık 76 bin öğrenciden 12 bin 971'i Kredi ve Yurtlar Kurumu'na (KYK) bağlı yurtlarda, 3 bini ise belediyenin ve diğer kamu kurumlarının yurtlarında barınıyor. Geri kalan 60 bin öğrenci ise ev, apart, otel ve özel yurtlarda kalıyor.
60 bin öğrencinin varlığı, en çok kiraya verilecek evi bulunan vatandaşların iştahını kabartıyor. Yakın zamana kadar eski binalar ve gecekondu evlerin bulunduğu Kültür, Ahatlı, Gülveren ve Yeşilyurt mahalleleri, yeni binaların yapılması ile öğrenci mahallelerine dönüştü. Akdeniz Üniversitesi'ne yakın olması nedeniyle tercih edilen söz konusu mahallelerde mülk sahipleri, dairelerini daha çok 1+1 şeklinde inşa ettiriyor. Öte yandan bazı daire sahipleri de imara ve kat kanuna aykırı olsa da mevcut dairelerini bölerek ya da çatı katını daire şeklinde sonradan tasarlayarak öğrencilere kiraya veriyor.
KİRACININ ÖĞRENCİ OLMASI TERCİH NEDENİ
Küçük metrekarelerden oluşan dairelerin kiraları ise cep yakıyor. Adı geçen mahallelerde ev sahipleri, özellikle kiracısının öğrenci olmasını istiyor. Aynı evde yaşayan öğrenci sayısının artması ile kira miktarı bir miktar daha artıyor.
Akdeniz Üniversitesi öğrencisi Begüm Uzcan, geçen yıl hazırlık okurken Kültür Mahallesi'nde bir dairede oturduğunu söyledi. Okula yakın olduğu için bu mahalleyi tercih ettiğini belirten Uzcan, öğrenciye evlerin yüksek fiyatta kiraya verildiğini söyledi. Uzcan, “Oturduğum dairede bir aile olsaydı daha ucuza kiraya verebilirlerdi ama öğrenci olunca daha yüksek. Kirası yüksek geldiği için bu yıl KYK'nın yurduna çıktım. Daha ucuza kalıyorum. 1+1 bir evdi ve 850 lira ödüyordum. Yurda 300 lira ödüyorum. Kültür Mahallesi'nde iki kişinin oturduğu öğrenci evleri 1200 lira kiradan başlıyor. Meltem Mahallesi'nde evler çok daha büyük ve kirası daha düşük" dedi.
EVLER KÜÇÜK FİYAT YÜKSEK
Aynı üniversitenin öğrencisi Onur Anas ise öğrenci sayısının çok fazla olmasından dolayı kiraların çok yüksek olduğunu söyledi. Antalya'nın başka mahallelerinde ev fiyatlarının üniversitenin çevresine göre daha düşük olduğunu dile getiren Anas, “Ev sahipleri öğrencilere '3-4 kişi kalır ona göre kira alırım' mantığı ile bakıyor. Evlerini de ona göre küçük yapıyorlar. Genellikle ev sahipleri evlerini kiraya vermek için öğrenci istiyor. Yatırımlar öğrenciye yönelik oluyor. Ev bulmakta sıkıntı yok ama kiralar pahalı. 1200 kiraya küçük bir evde oturan arkadaşlarım var. Aynı paraya Lara gibi daha lüks semtte daha büyük bir evde kalınabiliyor" diye konuştu.
ÖĞRENCİ SAYISI ARTARSA KİRA DA ARTIYOR
Evde tek oturan Erdem Taştan ise dairesinin 45 metrekare, 1+1 olduğunu ve 800 lira kira ödediğini söyledi. Kirayı yüksek bulan Taştan, “Metrekare açısından zaten düşük ama kirası her sene artıyor. Oturduğum apartman çatı katıyla 5 kat oluyor ve toplam 20 daire bulunuyor. Apartman öğrenciye yönelik yapılmış. Başka mahallelerde aynı fiyatla daha büyük evde yaşanabilir ama bu mahallelerdeki ev sahipleri öğrencinin kalacağını bildiği için ona göre fiyat belirliyor. Eve ikinci bir arkadaşımı alsam kiramız da 50 lira artacak" dedi.
27 Şubat 2018 Salı
25 Şubat 2018 Pazar
Otopark yeri olmayana ruhsat yok
Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yerleşim yerlerinde araçların yol açtığı park ve trafik sorunlarının çözümü için otoparklara yönelik yeni düzenlemeye gidilerek binalardaki her konut için bir otopark alanı ayrılması zorunluluğu getirildi
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni Otopark Yönetmeliği bugünkü Resmi Gazete'de yayımlandı.
Yönetmelikle araçların yol açtığı parklanma ve trafik sorunlarının çözümü için otopark yapılmasını gerektiren bina ve tesislerde otopark ihtiyacının miktar, ölçü ve diğer şartlarının tespit ile giderilme esasları düzenlendi.
Bu kapsamda eski yönetmelikte yer alan her üç daireye bir otopark zorunluluğu, her bir daireye bir otopark alanı ayrılması şeklinde revize edildi. Ayrıca belediyelerin bu sayıyı ihtiyaca göre artırabilmeleri sağlandı.
Her otopark yerinin, belediyelerce bu yönde karar alınması halinde, ait olduğu bağımsız bölümün eklentisi olarak tapuda belirtilebilmesi olanağı da getiren yeni yönetmeliğe göre ön bahçe genişliği en az 7 metre olan parsellerde, binaya en az 2 metre mesafe bırakmak kaydıyla ön bahçede açık otopark yapılabilecek.
Bahçelerin altı otopark olabilecek
Zeminin altında kalmak kaydıyla yan ve arka bahçelerin tamamının altı, ön bahçenin de yola 3 metre mesafe kalana kadar altı tamamen otopark yapılabilir hale getirilecek.
Komşu iki parselin sahiplerinin anlaşması ve tapuya şerh düşülmesi halinde de aradaki duvar kaldırılarak bu alanın geçiş yolu şeklinde düzenlenmesi kaydıyla komşu bina bahçeleri de ortak otopark olarak kullanılabilecek.
Öte yandan yeni yönetmelikle parselde mekanik otopark yapılabilmesinin önü açılırken, otopark yapımı mümkün olmayan parseller için de düzenlemeye gidildi.
Bu kapsamda mekanik ve otomatik park sistemleri de kullanılmasına rağmen yine de otopark tesisi mümkün olmayan yapılar ile tarihi binalar ve cephesinin darlığı nedeniyle asgari otopark alanı teşkil edilemeyen yapılar haricindeki tüm binalarda otopark bulunması zorunlu olacak.
Park ve meydanların altı da otopark olabilecek
Otopark Yönetmeliği'yle park ve meydanların üst dokusu bozulmadan altına otopark yapılabilmesi mümkün hale gelecek. Ancak tüm otopark alanlarının yüzde 1’i bisiklet, yüzde 5’i engelli ve yüzde 2’si elektrikli araçlar için düzenlenecek.
Açık otoparkların zemini su geçiren malzemeden olacak. Böylece, yağmur suyunun toprakla buluşması da sağlanacak.
Yönetmelik, 1 Haziran 2018'de yürürlüğe girecek.
Faiz arttıkça konut satışı düşüyor
Faiz oranlarının yüksek olması mortgage kredilerine yansıdı ve konut satışı durma noktasına geldi
Geçen yılın ocak ayında yüzde 0,95 olan konut kredisi faiz oranının 2018'in aynı döneminde yüzde 1,14'e çıkmasıyla ev sahibi olmak isteyen tüketicilerin kredi maliyeti de yüzde 10,2 arttı. Konutta faiz oranlarındaki yükseliş nedeniyle 100 bin lira kredi çeken bir vatandaş, bir yıl öncesine kıyasla 17 bin 220 lira daha fazla ödeyecek.
TÜİK'in açıkladığı konut satış istatistiklerine göre, geçen yılın ilk ayına göre 2018'in aynı döneminde yüzde 20,3 azalan ipotekli konut satışları 28 bin 678'e geriledi. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı ise yüzde 37,7'den yüzde 29,6'ya düştü.
Gayrimenkul sektörü temsilcileri, konut satışlarının durağanlaşmaya başladığını ve faizlerin yüksek olması nedeniyle vatandaşların konut alımını ertelediğini belirtiyor.
"Vatandaş alımını erteliyor, kiraya yöneliyor"
İstanbul Emlakçılar Odası Başkanı Nizameddin Aşa, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, son bir yıl içinde konut satışlarının her ne kadar yüksek gibi görünse de istenildiği gibi gitmediğini söyledi.
Konut fiyatlarının bir yıldır çok az arttığını, önceki yüksek değerleme nedeniyle fiyatların hala çok yüksek olduğunu ifade eden Aşa, konutta kredi faizleri ve fiyatların yüksek olmasının satışları olumsuz etkilediğini kaydetti.
Aşa, "Konut kredisi Faiz oranları çok yüksek. Son 2 yıldır İstanbul genelinde kiralar da ciddi oranda geriledi. Bu nedenle vatandaşlar, 'Hem aylık hem de toplamda yüksek faiz ödeyeceğime bir süre kirada otururum, faizler düşünce ev alırım' diye düşünüyor." şeklinde konuştu.
"Kredi faizleri oranları düşünce bazıları zam yapıyor"
Nizameddin Aşa, yüksek faiz oranlarının caydırıcılığı nedeniyle insanların ev alımını ertelediğini vurgulayarak, faiz oranlarında psikolojik sınırın yüzde 1 olduğunu, oranların bu rakamın altında bulunması gerektiğini söyledi.
Şu anda Türkiye'deki konut kredisinin Avrupa veya ABD'de verilen mortgage ile alakası olmadığını belirten Aşa, Türkiye'de "konut kredisi" adı altında tüketici kredisi verildiğini savundu.
Aşa, "Şu anda İstanbul'da ev arayan kesim orta ve alt gelir grubuna sahip. Müteahhitler de elini taşın altına koymalı, faizler düşünce fiyatları artırmamalı. Maalesef böyle kısır bir döngü var; kredi faizleri oranları düşünce bazıları zam yapıyor. Hatta şu anda konut fiyatlarında indirime gidilmeli." ifadelerini kullandı.
"Her zaman düşük faizden yanayız"
İstanbul İnşaatçılar Derneği (İNDER) Yönetim Kurulu Başkanı Nazmi Durbakayım da halihazırda Türkiye'de faizlerin çok yüksek olduğunu belirterek, faizlerin artırılmasının üreticiyi zor durumda bırakacağını kaydetti.
Yüksek faizden tüketicinin de direkt etkileneceğini ifade eden Durbakayım, yüksek faizlerin projelerin durması manasına geleceğini söyledi.
Durbakayım, "Projelerin durması ve satışların yavaşlaması, toplam istihdamın yüzde 5-6'sını yapan inşaat sektörünün zora girmesi demek. Bu sektör, yüzlerce alt sektörü etkiliyor. Bizler her zaman düşük faizden yanayız. Düşük faiz, konut alacak tüketici ve konut satacak üreticinin lehine." diye konuştu.
"Banka kredili konut satışları 7 bin 315 azaldı"
Fuzul Grup Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Akbal ise geçen yılın ocak ayında 120 ay vadeli konut kredisi faiz oranının yüzde 0,95'lerde olduğunu, bu oranın 2018 başında yüzde 1,2'lere yaklaştığını bildirdi.
Ocak ayında geçen yılın aynı dönemine göre banka kredili ev satışının 7 bin 315 azaldığını ifade eden Akbal, bu durumun, markalı konut üreticilerini kendi kampanyalarını daha cazip hale getirmeye ittiğini söyledi.
Akbal, sektörün sürdürülebilirliği açısından bankaların elini taşın altına koyması gerektiğini belirterek, "Çünkü ülkemizde barınma ihtiyacı henüz yeterli seviyede değil. Bu nedenle her yıl konut satışı ve yapı ruhsatı adedinde rekor kırılıyor. Biz ekonomiye lokomotif olan sektörümüzü canlı tutmak için her türlü adımı atıyoruz. Bankalardan da benzer tutumu bekliyoruz." ifadelerini kullandı.
"Faizlerin düşmesi tüm ekonomiye can suyu olur"
Nef İcra Kurulu Başkanı Erden Timur, önceki yıl kamu bankalarının başlattığı düşük faiz kampanyalarının yanı sıra hükümetin getirdiği teşviklerin sektörün 2 yıl üst üste satış rekoru kırmasında ciddi etkisi olduğunu vurguladı.
Bu yıl hem faiz oranlarının yükseldiğini hem de bazı teşviklerin süresinin dolduğunu aktaran Timur, ipotekli konut satış adedinin yüzde 20,3 düşmesinin bunun bir göstergesi olduğunu kaydetti.
Timur, inşaatın 200 alt sektörü etkilediğini belirterek, "Bu anlamda faizlerin düşmesi sadece bizim sektörümüze değil, tüm ekonomiye can suyu olur. Ayrıca ertelenmiş konut talebini hareketlendirir. Maliyetler her geçen gün artıyor ancak bizler elimizi taşın altına koyarak bunu fiyatlara yansıtmıyoruz. Konut satışları için bankalar da olumlu adım atmalı." diye konuştu.
Geçen yılın ocak ayında yüzde 0,95 olan konut kredisi faiz oranının 2018'in aynı döneminde yüzde 1,14'e çıkmasıyla ev sahibi olmak isteyen tüketicilerin kredi maliyeti de yüzde 10,2 arttı. Konutta faiz oranlarındaki yükseliş nedeniyle 100 bin lira kredi çeken bir vatandaş, bir yıl öncesine kıyasla 17 bin 220 lira daha fazla ödeyecek.
TÜİK'in açıkladığı konut satış istatistiklerine göre, geçen yılın ilk ayına göre 2018'in aynı döneminde yüzde 20,3 azalan ipotekli konut satışları 28 bin 678'e geriledi. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı ise yüzde 37,7'den yüzde 29,6'ya düştü.
Gayrimenkul sektörü temsilcileri, konut satışlarının durağanlaşmaya başladığını ve faizlerin yüksek olması nedeniyle vatandaşların konut alımını ertelediğini belirtiyor.
"Vatandaş alımını erteliyor, kiraya yöneliyor"
İstanbul Emlakçılar Odası Başkanı Nizameddin Aşa, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, son bir yıl içinde konut satışlarının her ne kadar yüksek gibi görünse de istenildiği gibi gitmediğini söyledi.
Konut fiyatlarının bir yıldır çok az arttığını, önceki yüksek değerleme nedeniyle fiyatların hala çok yüksek olduğunu ifade eden Aşa, konutta kredi faizleri ve fiyatların yüksek olmasının satışları olumsuz etkilediğini kaydetti.
Aşa, "Konut kredisi Faiz oranları çok yüksek. Son 2 yıldır İstanbul genelinde kiralar da ciddi oranda geriledi. Bu nedenle vatandaşlar, 'Hem aylık hem de toplamda yüksek faiz ödeyeceğime bir süre kirada otururum, faizler düşünce ev alırım' diye düşünüyor." şeklinde konuştu.
"Kredi faizleri oranları düşünce bazıları zam yapıyor"
Nizameddin Aşa, yüksek faiz oranlarının caydırıcılığı nedeniyle insanların ev alımını ertelediğini vurgulayarak, faiz oranlarında psikolojik sınırın yüzde 1 olduğunu, oranların bu rakamın altında bulunması gerektiğini söyledi.
Şu anda Türkiye'deki konut kredisinin Avrupa veya ABD'de verilen mortgage ile alakası olmadığını belirten Aşa, Türkiye'de "konut kredisi" adı altında tüketici kredisi verildiğini savundu.
Aşa, "Şu anda İstanbul'da ev arayan kesim orta ve alt gelir grubuna sahip. Müteahhitler de elini taşın altına koymalı, faizler düşünce fiyatları artırmamalı. Maalesef böyle kısır bir döngü var; kredi faizleri oranları düşünce bazıları zam yapıyor. Hatta şu anda konut fiyatlarında indirime gidilmeli." ifadelerini kullandı.
"Her zaman düşük faizden yanayız"
İstanbul İnşaatçılar Derneği (İNDER) Yönetim Kurulu Başkanı Nazmi Durbakayım da halihazırda Türkiye'de faizlerin çok yüksek olduğunu belirterek, faizlerin artırılmasının üreticiyi zor durumda bırakacağını kaydetti.
Yüksek faizden tüketicinin de direkt etkileneceğini ifade eden Durbakayım, yüksek faizlerin projelerin durması manasına geleceğini söyledi.
Durbakayım, "Projelerin durması ve satışların yavaşlaması, toplam istihdamın yüzde 5-6'sını yapan inşaat sektörünün zora girmesi demek. Bu sektör, yüzlerce alt sektörü etkiliyor. Bizler her zaman düşük faizden yanayız. Düşük faiz, konut alacak tüketici ve konut satacak üreticinin lehine." diye konuştu.
"Banka kredili konut satışları 7 bin 315 azaldı"
Fuzul Grup Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Akbal ise geçen yılın ocak ayında 120 ay vadeli konut kredisi faiz oranının yüzde 0,95'lerde olduğunu, bu oranın 2018 başında yüzde 1,2'lere yaklaştığını bildirdi.
Ocak ayında geçen yılın aynı dönemine göre banka kredili ev satışının 7 bin 315 azaldığını ifade eden Akbal, bu durumun, markalı konut üreticilerini kendi kampanyalarını daha cazip hale getirmeye ittiğini söyledi.
Akbal, sektörün sürdürülebilirliği açısından bankaların elini taşın altına koyması gerektiğini belirterek, "Çünkü ülkemizde barınma ihtiyacı henüz yeterli seviyede değil. Bu nedenle her yıl konut satışı ve yapı ruhsatı adedinde rekor kırılıyor. Biz ekonomiye lokomotif olan sektörümüzü canlı tutmak için her türlü adımı atıyoruz. Bankalardan da benzer tutumu bekliyoruz." ifadelerini kullandı.
"Faizlerin düşmesi tüm ekonomiye can suyu olur"
Nef İcra Kurulu Başkanı Erden Timur, önceki yıl kamu bankalarının başlattığı düşük faiz kampanyalarının yanı sıra hükümetin getirdiği teşviklerin sektörün 2 yıl üst üste satış rekoru kırmasında ciddi etkisi olduğunu vurguladı.
Bu yıl hem faiz oranlarının yükseldiğini hem de bazı teşviklerin süresinin dolduğunu aktaran Timur, ipotekli konut satış adedinin yüzde 20,3 düşmesinin bunun bir göstergesi olduğunu kaydetti.
Timur, inşaatın 200 alt sektörü etkilediğini belirterek, "Bu anlamda faizlerin düşmesi sadece bizim sektörümüze değil, tüm ekonomiye can suyu olur. Ayrıca ertelenmiş konut talebini hareketlendirir. Maliyetler her geçen gün artıyor ancak bizler elimizi taşın altına koyarak bunu fiyatlara yansıtmıyoruz. Konut satışları için bankalar da olumlu adım atmalı." diye konuştu.
21 Şubat 2018 Çarşamba
Çinliler 9 saatte tren istasyonu ve demir yolu kurdu
Çinliler 9 saatte tren istasyonu ve demir yolu kurdu. Longyan Tren İstasyonu'nun inşasında bin 500 işçi çalıştı.
Video:
Satın alınan evler e-Devlet'te 3 boyutlu görülecek
"Üç Boyutlu Kent Modelleri ve Kadastro Projesi" ile e-Devlet üzerinden konutların içi ve dışı 3 boyutlu görebilme imkanı sağlanacak
Tapu ve Kadastro Genel Müdürü Mehmet Zeki Adlı, "Üç Boyutlu Kent Modelleri ve Kadastro Projesi" ile vatandaşların, e-Devlet üzerinden Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemine (TAKBİS) girerek, konutlarının içini ve dışını 3 boyutlu görebilme imkanına sahip olabileceklerini bildirdi.
Genel müdürlük görevine 6 yıl sonra yeniden atanan Tapu ve Kadastro Genel Müdürü Mehmet Zeki Adlı, kurumun çalışmalarını ve hedeflerini anlattı.
Yıllardır emek verdiği kuruma yeniden genel müdür olarak hizmet vermekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Adlı, "Sayın büyüklerimizin takdiri. Yararlı olacağımı düşündüler ki tekrar böyle bir makamı uygun gördüler." dedi.
Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün kurumsal kimliği ve tarihi bir geçmişi olduğuna işaret eden Adlı, Genel Müdürlüğün "devletin dışa bakan yüzü" olduğunu vurguladı.
Yılda ortalama 20-25 milyon insanın tapu müdürlüklerinde işlem yaptırdığına dikkati çeken Adlı, "Bizim bu insanları memnun etmemiz demek, bu insanın devlete karşı saygısının, güveninin artması demektir. Bizim bunu sağlamamız gerekir. Bu yönüyle baktığınız zaman bizim her şeyden önce vatandaşa en kaliteli, en doğru ve en hızlı hizmetler verecek şekilde çalışmamız gerek. Varsa bir aksaklık bir defa önce bunu gidereceğiz." diye konuştu.
"Üç boyutlu, akıllı veriler sunacağız"
Yeni çalışmalara ilişkin de bilgi veren Adlı, vatandaşların e-Devlet kapısı üzerinden Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemine (TAKBİS) giriş yaparak, taşınmazlarına ilişkin bilgi alabildiklerini hatırlattı.
Artık üç boyutlu, akıllı veriler sunmak için çalışacaklarına dikkati çeken Adlı, "Şu anda grafik olarak haritalara baktığınız zaman sadece çizgisel olarak, iki boyutlu görüyorsunuz. Artık bu yetmiyor. Çünkü 40-50 katlı binalar var. Binaların içerisinde yüzlerce bağımsız bölüm var ama bunlarla ilgili bilgiyi vatandaş sağlıklı bir şekilde göremiyor. Hazırladığımız projeyle bunu üç boyutlu, akıllı verilere dönüştürüp, gerekirse kendi dairesinin içerisine kadar girip, oradaki brüt alanı görebilecek şekilde vatandaşın hizmetine sunmak istiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Tapu işlemlerinde mülkiyetin yerini hesaplamada 5 santimetrenin bile büyük önem taşıdığını vurgulayan Adlı, "Bu, mülkiyeti en ince detayına kadar görebileceğimiz ve hizmete sunabileceğimiz bir data olacak." ifadesini kullandı.
Alınsın ya da satılsın vatandaşın gayrimenkul ile ilgili her bilgiye rahatlıkla ulaşabilmesi gerektiğinin altını çizen Adlı, "Şimdi diyelim ki ev alıyorsunuz, emlakçılar ya da birileri size 'Bu ev senindir.' diye gösteriyor ama o evin parsel ve ada numarasını değiştirip, başka bir ev satması da mümkün olabiliyor. Projeyle vatandaş o evi gördükten sonra tapuda da bu detay bilgileri görecek ve zeminle tapudaki bilgileri eşleştirme şansı olacak."
Pilot uygulama Ankara'da yapılacak
"Üç Boyutlu Kent Modelleri ve Kadastro Projesi"nin uygulama aşamalarına ilişkin bilgi veren Adlı, "Ankara'nın bir ilçesini pilot olarak alacağız. Bunu yapacağız, göreceğiz ve sonuçlarına göre yaygınlaştıracağız." şeklinde konuştu.
Genel Müdürlüğe ait uçaklarla ve özel kameralarla çekimlerin yapılacağına dikkati çeken Adlı, "En az 5 santimetre hassasiyetinde datalar üzerinde çalışıyoruz. Google'ın çekimleri 5-6 metre. Burada vatandaş çok yakından, çok net ve çok detayı görebilecek." değerlendirmesini yaptı.
Adlı, bunun yanı sıra tapu ve kadastro verilerini yüzde yüz doğru bir şekilde vermeyi, mekansal ve personele yönelik problemleri çözmeyi, Harita Genel Komutanlığı ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla ortak çalışmayı daha aktif hale getirmeyi hedeflediklerini kaydetti.
Modelleme çalışması 4 yıl sürecek
Üç Boyutlu Kent Modelleri ve Kadastro Projesi kapsamında Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce uçakla havadan binaların "eğik resim çekme kamerası" ile görüntüsü alınacak. Söz konusu kamera sayesinde daha önce havadan yapılan çekimlerde sadece çatısı görülen binaların 4 cephesi de görüntülenebilecek.
Böylece üç boyutlu kent modeli oluşturulurken, ayrıca mimari projedeki ve tapudaki daire numaraları da birbirine entegre edilecek.
Üç boyutlu kent modelleri çalışması bitince vatandaşlar, TAKBİS üzerinden sadece arsasını, tarlasını değil, konutun mimari projesi ile içindeki bağımsız bölüm ile odalar ve her odanın metrekaresine kadar detaylarını görebilecek.
Türkiye genelinde model oluşturulması çalışmasının yaklaşık 4 yıl sürmesi öngörülüyor.
Sayısal verileri olmayan eski binalar için de belediyelerle protokoller yapılıp, mimari projelerin sayısal hale getirilmesi de planlanıyor.
Proje aynı zamanda başta emlak sektörü olmak üzere gayrimenkul değerleme, belediyeler, gibi birçok sektörün hizmetlerine de veri oluşturacak.
Tapu ve Kadastro Genel Müdürü Mehmet Zeki Adlı, "Üç Boyutlu Kent Modelleri ve Kadastro Projesi" ile vatandaşların, e-Devlet üzerinden Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemine (TAKBİS) girerek, konutlarının içini ve dışını 3 boyutlu görebilme imkanına sahip olabileceklerini bildirdi.
Genel müdürlük görevine 6 yıl sonra yeniden atanan Tapu ve Kadastro Genel Müdürü Mehmet Zeki Adlı, kurumun çalışmalarını ve hedeflerini anlattı.
Yıllardır emek verdiği kuruma yeniden genel müdür olarak hizmet vermekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Adlı, "Sayın büyüklerimizin takdiri. Yararlı olacağımı düşündüler ki tekrar böyle bir makamı uygun gördüler." dedi.
Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün kurumsal kimliği ve tarihi bir geçmişi olduğuna işaret eden Adlı, Genel Müdürlüğün "devletin dışa bakan yüzü" olduğunu vurguladı.
Yılda ortalama 20-25 milyon insanın tapu müdürlüklerinde işlem yaptırdığına dikkati çeken Adlı, "Bizim bu insanları memnun etmemiz demek, bu insanın devlete karşı saygısının, güveninin artması demektir. Bizim bunu sağlamamız gerekir. Bu yönüyle baktığınız zaman bizim her şeyden önce vatandaşa en kaliteli, en doğru ve en hızlı hizmetler verecek şekilde çalışmamız gerek. Varsa bir aksaklık bir defa önce bunu gidereceğiz." diye konuştu.
"Üç boyutlu, akıllı veriler sunacağız"
Yeni çalışmalara ilişkin de bilgi veren Adlı, vatandaşların e-Devlet kapısı üzerinden Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemine (TAKBİS) giriş yaparak, taşınmazlarına ilişkin bilgi alabildiklerini hatırlattı.
Artık üç boyutlu, akıllı veriler sunmak için çalışacaklarına dikkati çeken Adlı, "Şu anda grafik olarak haritalara baktığınız zaman sadece çizgisel olarak, iki boyutlu görüyorsunuz. Artık bu yetmiyor. Çünkü 40-50 katlı binalar var. Binaların içerisinde yüzlerce bağımsız bölüm var ama bunlarla ilgili bilgiyi vatandaş sağlıklı bir şekilde göremiyor. Hazırladığımız projeyle bunu üç boyutlu, akıllı verilere dönüştürüp, gerekirse kendi dairesinin içerisine kadar girip, oradaki brüt alanı görebilecek şekilde vatandaşın hizmetine sunmak istiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Tapu işlemlerinde mülkiyetin yerini hesaplamada 5 santimetrenin bile büyük önem taşıdığını vurgulayan Adlı, "Bu, mülkiyeti en ince detayına kadar görebileceğimiz ve hizmete sunabileceğimiz bir data olacak." ifadesini kullandı.
Alınsın ya da satılsın vatandaşın gayrimenkul ile ilgili her bilgiye rahatlıkla ulaşabilmesi gerektiğinin altını çizen Adlı, "Şimdi diyelim ki ev alıyorsunuz, emlakçılar ya da birileri size 'Bu ev senindir.' diye gösteriyor ama o evin parsel ve ada numarasını değiştirip, başka bir ev satması da mümkün olabiliyor. Projeyle vatandaş o evi gördükten sonra tapuda da bu detay bilgileri görecek ve zeminle tapudaki bilgileri eşleştirme şansı olacak."
Pilot uygulama Ankara'da yapılacak
"Üç Boyutlu Kent Modelleri ve Kadastro Projesi"nin uygulama aşamalarına ilişkin bilgi veren Adlı, "Ankara'nın bir ilçesini pilot olarak alacağız. Bunu yapacağız, göreceğiz ve sonuçlarına göre yaygınlaştıracağız." şeklinde konuştu.
Genel Müdürlüğe ait uçaklarla ve özel kameralarla çekimlerin yapılacağına dikkati çeken Adlı, "En az 5 santimetre hassasiyetinde datalar üzerinde çalışıyoruz. Google'ın çekimleri 5-6 metre. Burada vatandaş çok yakından, çok net ve çok detayı görebilecek." değerlendirmesini yaptı.
Adlı, bunun yanı sıra tapu ve kadastro verilerini yüzde yüz doğru bir şekilde vermeyi, mekansal ve personele yönelik problemleri çözmeyi, Harita Genel Komutanlığı ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla ortak çalışmayı daha aktif hale getirmeyi hedeflediklerini kaydetti.
Modelleme çalışması 4 yıl sürecek
Üç Boyutlu Kent Modelleri ve Kadastro Projesi kapsamında Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce uçakla havadan binaların "eğik resim çekme kamerası" ile görüntüsü alınacak. Söz konusu kamera sayesinde daha önce havadan yapılan çekimlerde sadece çatısı görülen binaların 4 cephesi de görüntülenebilecek.
Böylece üç boyutlu kent modeli oluşturulurken, ayrıca mimari projedeki ve tapudaki daire numaraları da birbirine entegre edilecek.
Üç boyutlu kent modelleri çalışması bitince vatandaşlar, TAKBİS üzerinden sadece arsasını, tarlasını değil, konutun mimari projesi ile içindeki bağımsız bölüm ile odalar ve her odanın metrekaresine kadar detaylarını görebilecek.
Türkiye genelinde model oluşturulması çalışmasının yaklaşık 4 yıl sürmesi öngörülüyor.
Sayısal verileri olmayan eski binalar için de belediyelerle protokoller yapılıp, mimari projelerin sayısal hale getirilmesi de planlanıyor.
Proje aynı zamanda başta emlak sektörü olmak üzere gayrimenkul değerleme, belediyeler, gibi birçok sektörün hizmetlerine de veri oluşturacak.
12 Şubat 2018 Pazartesi
İstanbul'da mezar fiyatları ev fiyatlarını geçti
İstanbul'da konut fiyatları kadar mezar yeri fiyatları da uçtu gitti. Yasal olmamasına rağmen İstanbul'un merkezi alanlarındaki mezarlıklarda yeri bulunanlar bunları satışa çıkarıyor.
İstanbul’un mezarlıkları da doldu taştı. Artık birinci grup bir mezarlıkta yer bulmak için en az 25 bin lirayı gözden çıkarmak gerekiyor. Bu fiyatın 100 bin liraya kadar çıktığı yerler dahi var. Bu durumu gören bazı kişiler, pahalı mezarlıklardaki yerlerini evden pahalı fiyata satışa çıkarıyor. Ancak İBB Mezarlıklar Daire Başkanlığı yetkilileri mezarlık yerlerinin yakın akraba dışındaki 3. şahıslara devredilemeyeceği uyarısında bulunuyor.
EVE YAKIN ÇOK ZOR
İstanbul’da Müslümanlar ve diğer inanç mensupları için toplam 565 mezarlık bulunuyor. Bu mezarlıkların tümü İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Mezarlıklar Daire Başkanlığı sorumluluğunda. Yakınlarını kaybedenler İBB’ye başvuruyor ancak eve yakın bir bölgede mezarlık bulmak oldukça zor. Artan nüfus ve yapılaşma nedeniyle özellikle Zincirlikuyu, Aşiyan, Ulus ve Çengelköy gibi merkezi konumdaki mezarlıklarda yer bulmak neredeyse imkansız.
BU BİR DOLANDIRICILIK
Geçmişte bu kabristanlardan yer alan bazı kişiler ise yüksek fiyata yerlerini satmaya çalışıyor. Yasal olmamasına karşın özellikle Zincirlikuyu Mezarlığı’nda aracılar ve internet üzerinden satış yapma girişimleri devam ederken, Milliyet’e konuşan İBB Mezarlıklar Daire Başkanlığı yetkilileri, vatandaşları fahiş fiyata satılan mezar yerlerinden uzak durmaları konusunda uyardı: “Mezar satışı için verilen ilanlar nedeniyle geçmişte suç duyurusunda bulunduk. Çünkü Belediye Meclisi’nin 2003 tarihli kararına göre mezar yeri kullanma belgesi anne, baba, çocuklar, kardeş, kardeş çocukları dışında üçüncü şahıslara devredilemez. Satış ilanı yayınlamak suç değil ancak kabristan sahibinin bir başka kişiye yer satması dolandırıcılığa girer. Vatandaşlarımız bu işlerden uzak dursun. Kan bağı dışında vatandaşlar arasında mezarlık devri söz konusu olamaz.”
ÖNCEDEN ALMANIN BEDELİ: 25 BİN TL
İstanbul’da cep yakan birinci grup mezarlıklar arasında Zincirlikuyu, Ulus, Rumelihisarı (Aşiyan), Karacaahmet, Küçükyalı, Ulus ve Çengelköy kabristanları bulunuyor. Aşiyan ve Küçükyalı’da yer kalmazken, diğer mezarlıklardaki yerler ise neredeyse bitmiş. Yakınını kaybeden biri bu mezarlıklara defin yapmak isterse 6 bin lira ödemesi gerekiyor. Ancak önceden yer almak isteyenlerin ödemesi gereken rakam 25 bin lira. Ortaköy, Yeniköy, Feriköy, Kulaksız, Hasköy, Sütlüce, Kağıthane eski, Kağıthane merkez, Hasdal, Sanayi, Kuruçeşme, Emirgan, İstinye, Sarıyer, Kireçburnu gibi ikinci grupta yer alan mezarlıklarda ise cenaze sırasında 1 mezar yerine ödenecek rakam 1100 lira. Önceden yer almak isteyen olursa rakam
10 BİN LİRAYA ÇIKIYOR
Şehir merkezinden uzaktaki mezarlıklar ise üçüncü grupta yer alıyor. Cenaze anında 100 lira olan bir mezar yerini önceden satın almak isteyenler 3-4 bin lira ödemek zorunda. Örneğin Hasdal’da lahitli, 2 kişilik hazır mezar 5 bin 700 lira. Ayazağa’daki 1 kişilik mezar ise sadece 100 lira. Sebep, 3. gruptaki Ayazağa’da sadece topraktan satış yapılması. İsteyenler, Ayazağa Mezarlığı’na yakınını defnettikten sonra mermer ve lahit yaptırabiliyor. Bu durumda ortalama fiyat 5 bin lirayı buluyor.
GÖZDE MEZARLIKLAR DOLDU
Yetkililer, şu an Zincirlikuyu Mezarlığı’nda yer bulmanın çok zor olduğunu, nadiren yamaç kısımlarında yeni yerler oluşabildiğini belirtirken, Aşiyan ve Küçükyalı mezarlıklarının ise dolu olduğunu söyledi. İstanbul’un Anadolu Yakası’nda bulunan en merkezi ve büyük mezarlıklardan Karacaahmet Mezarlığı’nda da çok zor yer bulunuyor. 7 bin kişilik mezar yerinin dolu olduğu Karacaahmet Mezarlığı’nda sadece 20 boş mezar yerinin kaldığı bilgisine ulaştık.
2 KİŞİLİK YER 350 BİN LİRA
Yetkililerin suç duyurusuna rağmen mezar satışları devam ediyor! Zincirlikuyu Mezarlığı’nda aracılar internetten satış girişimini sürdürüyor. Bir gayrimenkul firması üzerinden Zincirlikuyu’da satışa çıkarılan mezarlıkların fiyatları dudak uçuklatıyor. Firmadan bir yetkili, Zincirlikuyu’da 1 kişilik mezar yerinin 200 bin, 2 kişilik mezar yerinin 350 bin, 4 kişilik mezarın 650 bin, 12 kişilik mezarın da 2 milyon lira olduğunu söyledi. Yetkili, “Satışa çıkarılan yerler 1985 yılına kadar alınmış mezarlar. Fiyatlar mezarlıktaki lokasyona göre belirleniyor” dedi.
İstanbul’un mezarlıkları da doldu taştı. Artık birinci grup bir mezarlıkta yer bulmak için en az 25 bin lirayı gözden çıkarmak gerekiyor. Bu fiyatın 100 bin liraya kadar çıktığı yerler dahi var. Bu durumu gören bazı kişiler, pahalı mezarlıklardaki yerlerini evden pahalı fiyata satışa çıkarıyor. Ancak İBB Mezarlıklar Daire Başkanlığı yetkilileri mezarlık yerlerinin yakın akraba dışındaki 3. şahıslara devredilemeyeceği uyarısında bulunuyor.
EVE YAKIN ÇOK ZOR
İstanbul’da Müslümanlar ve diğer inanç mensupları için toplam 565 mezarlık bulunuyor. Bu mezarlıkların tümü İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Mezarlıklar Daire Başkanlığı sorumluluğunda. Yakınlarını kaybedenler İBB’ye başvuruyor ancak eve yakın bir bölgede mezarlık bulmak oldukça zor. Artan nüfus ve yapılaşma nedeniyle özellikle Zincirlikuyu, Aşiyan, Ulus ve Çengelköy gibi merkezi konumdaki mezarlıklarda yer bulmak neredeyse imkansız.
BU BİR DOLANDIRICILIK
Geçmişte bu kabristanlardan yer alan bazı kişiler ise yüksek fiyata yerlerini satmaya çalışıyor. Yasal olmamasına karşın özellikle Zincirlikuyu Mezarlığı’nda aracılar ve internet üzerinden satış yapma girişimleri devam ederken, Milliyet’e konuşan İBB Mezarlıklar Daire Başkanlığı yetkilileri, vatandaşları fahiş fiyata satılan mezar yerlerinden uzak durmaları konusunda uyardı: “Mezar satışı için verilen ilanlar nedeniyle geçmişte suç duyurusunda bulunduk. Çünkü Belediye Meclisi’nin 2003 tarihli kararına göre mezar yeri kullanma belgesi anne, baba, çocuklar, kardeş, kardeş çocukları dışında üçüncü şahıslara devredilemez. Satış ilanı yayınlamak suç değil ancak kabristan sahibinin bir başka kişiye yer satması dolandırıcılığa girer. Vatandaşlarımız bu işlerden uzak dursun. Kan bağı dışında vatandaşlar arasında mezarlık devri söz konusu olamaz.”
ÖNCEDEN ALMANIN BEDELİ: 25 BİN TL
İstanbul’da cep yakan birinci grup mezarlıklar arasında Zincirlikuyu, Ulus, Rumelihisarı (Aşiyan), Karacaahmet, Küçükyalı, Ulus ve Çengelköy kabristanları bulunuyor. Aşiyan ve Küçükyalı’da yer kalmazken, diğer mezarlıklardaki yerler ise neredeyse bitmiş. Yakınını kaybeden biri bu mezarlıklara defin yapmak isterse 6 bin lira ödemesi gerekiyor. Ancak önceden yer almak isteyenlerin ödemesi gereken rakam 25 bin lira. Ortaköy, Yeniköy, Feriköy, Kulaksız, Hasköy, Sütlüce, Kağıthane eski, Kağıthane merkez, Hasdal, Sanayi, Kuruçeşme, Emirgan, İstinye, Sarıyer, Kireçburnu gibi ikinci grupta yer alan mezarlıklarda ise cenaze sırasında 1 mezar yerine ödenecek rakam 1100 lira. Önceden yer almak isteyen olursa rakam
10 BİN LİRAYA ÇIKIYOR
Şehir merkezinden uzaktaki mezarlıklar ise üçüncü grupta yer alıyor. Cenaze anında 100 lira olan bir mezar yerini önceden satın almak isteyenler 3-4 bin lira ödemek zorunda. Örneğin Hasdal’da lahitli, 2 kişilik hazır mezar 5 bin 700 lira. Ayazağa’daki 1 kişilik mezar ise sadece 100 lira. Sebep, 3. gruptaki Ayazağa’da sadece topraktan satış yapılması. İsteyenler, Ayazağa Mezarlığı’na yakınını defnettikten sonra mermer ve lahit yaptırabiliyor. Bu durumda ortalama fiyat 5 bin lirayı buluyor.
GÖZDE MEZARLIKLAR DOLDU
Yetkililer, şu an Zincirlikuyu Mezarlığı’nda yer bulmanın çok zor olduğunu, nadiren yamaç kısımlarında yeni yerler oluşabildiğini belirtirken, Aşiyan ve Küçükyalı mezarlıklarının ise dolu olduğunu söyledi. İstanbul’un Anadolu Yakası’nda bulunan en merkezi ve büyük mezarlıklardan Karacaahmet Mezarlığı’nda da çok zor yer bulunuyor. 7 bin kişilik mezar yerinin dolu olduğu Karacaahmet Mezarlığı’nda sadece 20 boş mezar yerinin kaldığı bilgisine ulaştık.
2 KİŞİLİK YER 350 BİN LİRA
Yetkililerin suç duyurusuna rağmen mezar satışları devam ediyor! Zincirlikuyu Mezarlığı’nda aracılar internetten satış girişimini sürdürüyor. Bir gayrimenkul firması üzerinden Zincirlikuyu’da satışa çıkarılan mezarlıkların fiyatları dudak uçuklatıyor. Firmadan bir yetkili, Zincirlikuyu’da 1 kişilik mezar yerinin 200 bin, 2 kişilik mezar yerinin 350 bin, 4 kişilik mezarın 650 bin, 12 kişilik mezarın da 2 milyon lira olduğunu söyledi. Yetkili, “Satışa çıkarılan yerler 1985 yılına kadar alınmış mezarlar. Fiyatlar mezarlıktaki lokasyona göre belirleniyor” dedi.
10 Şubat 2018 Cumartesi
Günübirlik kiralık evlere ceza yağdı
Günübirlik kiralanan evlere yönelik denetimlerde, 280 konut sahibine toplam 1 milyon 362 bin 317 lira idari para cezası uygulandı
Emniyet Genel Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamaya göre, Asayiş Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda ülke genelinde eş zamanlı olarak rezidans, apart daire ve stüdyo evler şeklinde otel gibi kullanılmaya başlanılan ve günübirlik kiralanan evlere yönelik denetimlerin dördüncüsü yapıldı.
AA'nın haberine göre, denetlemelerle genel güvenlik ve genel sağlık açısından risk taşıyan unsurların engellenmesi, suça karışmış kişilerin takibi ile yakalanması, kayıt dışı ekonomi ile mücadele edilmesi ve terör örgütü mensuplarının örgütsel faaliyetler yürütebilecekleri göz önünde bulundurularak, terörle mücadelenin etkin olarak yürütülmesi amaçlandı.
Uygulamaya bin 335 ekipte görevli 3 bin 890 personel katıldı.
Denetlemeler kapsamında, Kimlik Bildirim Sistemi'ne kaydedilen veya yapılan araştırmalarda günübirlik ev olabileceği değerlendirilen 8 bin 806 ev kontrol edildi.
Ekiplerce 20 ev yeni kayıt altına alınırken, yasaya aykırı faaliyet gösterdiğinden 53 konutun kapatılması için işlem başlatıldı.
1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu'na muhalefet etmekten 280 ev sahibine toplam 1 milyon 362 bin 317 lira idari para cezası verildi.
Denetimler sırasında haklarında yakalama kararı olan 15 kişi yakalanırken, vize ihlali yapan 26 yabancı uyruklunun sınır dışı edilmesi için işlemler başlatıldı.
Ekiplerin evde yaptığı aramalarda, 3 tabanca, 81 adet mermi ve 8 gram esrar maddesi ele geçirildi.
Emniyet Genel Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamaya göre, Asayiş Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda ülke genelinde eş zamanlı olarak rezidans, apart daire ve stüdyo evler şeklinde otel gibi kullanılmaya başlanılan ve günübirlik kiralanan evlere yönelik denetimlerin dördüncüsü yapıldı.
AA'nın haberine göre, denetlemelerle genel güvenlik ve genel sağlık açısından risk taşıyan unsurların engellenmesi, suça karışmış kişilerin takibi ile yakalanması, kayıt dışı ekonomi ile mücadele edilmesi ve terör örgütü mensuplarının örgütsel faaliyetler yürütebilecekleri göz önünde bulundurularak, terörle mücadelenin etkin olarak yürütülmesi amaçlandı.
Uygulamaya bin 335 ekipte görevli 3 bin 890 personel katıldı.
Denetlemeler kapsamında, Kimlik Bildirim Sistemi'ne kaydedilen veya yapılan araştırmalarda günübirlik ev olabileceği değerlendirilen 8 bin 806 ev kontrol edildi.
Ekiplerce 20 ev yeni kayıt altına alınırken, yasaya aykırı faaliyet gösterdiğinden 53 konutun kapatılması için işlem başlatıldı.
1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu'na muhalefet etmekten 280 ev sahibine toplam 1 milyon 362 bin 317 lira idari para cezası verildi.
Denetimler sırasında haklarında yakalama kararı olan 15 kişi yakalanırken, vize ihlali yapan 26 yabancı uyruklunun sınır dışı edilmesi için işlemler başlatıldı.
Ekiplerin evde yaptığı aramalarda, 3 tabanca, 81 adet mermi ve 8 gram esrar maddesi ele geçirildi.
Çatıda üretilen elektrikten vergi alınmayacak
Meclis’te yakında yasalaşacak olan düzenleme ile, konutlarda çatı ve cephe uygulamalı güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerjiye dayalı ve kurulu gücü azami 10 kVA olan tesisin ürettiği elektrik vergiden muaf olacak
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın öncülüğünde başlatılan “Milli Enerji ve Maden Politikası” kapsamında hayata geçirilen yerli ve yenilenebilir kaynaklara dayalı projelerin, cari açığın en önemli nedeni olan enerjide ithalat faturasını kademeli olarak düşürmesi hedefleniyor.
Gazete Habertürk'ten Esra Nehir'in haberine göre, bu adımlardan birini de çatıda ya da binaların cephelerinde güneş panelleriyle elektrik üretimi oluşturuyor. Vatandaş, lisans almadan güneş paneli ile çatısında ya da binanın cephesinde üreteceği elektriğin ihtiyacı kadarını tüketecek, kalan bölümünü şebeke üzerinden sisteme satacak. Böylece, elektrik üretiminde ithal girdi olan doğalgaz daha az kullanılacak. Devletin de vatandaşın da enerji faturası hafifleyecek. Devlet, kendi elektriğini üreten vatandaşlardan vergi almayacak.
ÇATIDA ELEKTRİK ÜRETİMİ SERBEST
Güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir kaynakların elektrik üretimindeki payını artıracak önemli bir düzenleme kısa süre önce hayata geçirildi. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) “çatı mevzuatı” olarak bilinen düzenlemesi ile aboneler, binalarının çatı ve cephelerine yerleştirilecek güneş panelleriyle elektrik üretebilecek. Bina uygunsa, rüzgâr türbini ile de elektrik üretilebilecek. Bunun için aboneler, bölgelerindeki elektrik dağıtım şirketine başvuracak. Dağıtım şirketi başvruyu aylık olarak alacak ve bir sonraki ayın 20’sine kadar sonuçlandıracak. Başvurular, trafo gücü ve tüketim güçlerine göre değerlendirilecek. 3 kVA ve altı kapasiteler için kolaylık sağlanacak. Ancak trafo ve altyapı koşullarına göre panellerin kurulu gücü 10 kVA’ya kadar çıkabilecek.
DEFTER TUTMA ŞARTI DA OLMAYACAK
Çatıda elektrik, vergiden muaf olacak. Meclis’te görüşülen torba yasa ile konutlarda çatı ve cephe uygulamalı yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı ve kurulu gücü azami 10 kilovat olan elektrik üretim tesisinin ürettiği elektrik vergiden muaf olacak. Bu şekilde ürettiği elektriği dağıtım şirketlerine satan kişilerin belge düzenleme, defter tutma, beyanname verme yükümlülüğü olmayacak.
İHTİYAÇ FAZLASI, DAĞITIM ŞİRKETİNE
Güneş enerjisinden üretilecek elektrik, faturaları da düşürecek. Aboneler, ürettikleri ihtiyaç fazlası elektriği mevcut şebeke üzerinden dağıtım şirketine satabilecek. Üretilen elektrik, faturalardan mahsup edilecek. Konut satıldığında ya da kiracı değiştiğinde yeni bir kabul işlemine gerek olmayacak. İmzalanacak sözleşme veya anlaşma ile üretilen elektrik kullanılmaya devam edilebilecek. Her bir abone tek bir üretim başvurusu yapabilecek. Böylece konutlardaki enerji giderleri azalırken, elektrik üretiminde yerli ve yenilenebilir kaynakların payı da artırılacak.
5 MİLYON ÇATIDA POTANSİYEL BULUNUYOR
Türkiye’de 15 milyon bina olduğunu, söz konusu binaların üçte birinde güneş enerjisi potansiyelinin bulunduğunu belirten Lisanssız Elektrik Üretimi Derneği (Lİ- DER) Başkanı Yalçın Kıroğlu, toplam üretim potansiyelinin en az 10 bin megavat olduğunu söyledi. Türkiye’nin çatıda su ısıtma sisteminde de dünyada kurulu güç bakımından en büyük 2. ülke olduğunu hatırlatan Kıroğlu, “Bizim bunu yapabilecek potansiyelimiz var. Su ısıtmada güneş kullanılabiliyorsa, bir müddet sonra güneşten elektrik üretimine de yaygın olarak başlanabilir” dedi.
"RÜZGARDA ESME KAPASİTESİ DEĞİŞKEN"
Çatıda yalnızca güneş değil rüzgârdan da elektrik üretimi yapılabilecek. Kıroğlu’na göre Türkiye şartlarında çatıda rüzgâr enerjisi çok uygulanabilir değil. Türkiye’deki rüzgârların değişken olduğunu ve belli bir esme kapasitesinde sabit gitmediğini söyleyen Kıroğlu, şunları kaydetti: “Trakya ve Ege bölgeleri bol rüzgâr alıyor ama rüzgârı şiddetli. İstanbul’da zaman zaman fırtınaya varan saatte 60-70 km süratte rüzgâr meydana geliyor. Rüzgâr türbinleri bu tarz sert rüzgârlara dayanabilir değil. Bu nedenle çok fizibıl değil. Pazar payı güneşin binde biri kadardır.”
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın öncülüğünde başlatılan “Milli Enerji ve Maden Politikası” kapsamında hayata geçirilen yerli ve yenilenebilir kaynaklara dayalı projelerin, cari açığın en önemli nedeni olan enerjide ithalat faturasını kademeli olarak düşürmesi hedefleniyor.
Gazete Habertürk'ten Esra Nehir'in haberine göre, bu adımlardan birini de çatıda ya da binaların cephelerinde güneş panelleriyle elektrik üretimi oluşturuyor. Vatandaş, lisans almadan güneş paneli ile çatısında ya da binanın cephesinde üreteceği elektriğin ihtiyacı kadarını tüketecek, kalan bölümünü şebeke üzerinden sisteme satacak. Böylece, elektrik üretiminde ithal girdi olan doğalgaz daha az kullanılacak. Devletin de vatandaşın da enerji faturası hafifleyecek. Devlet, kendi elektriğini üreten vatandaşlardan vergi almayacak.
ÇATIDA ELEKTRİK ÜRETİMİ SERBEST
Güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir kaynakların elektrik üretimindeki payını artıracak önemli bir düzenleme kısa süre önce hayata geçirildi. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) “çatı mevzuatı” olarak bilinen düzenlemesi ile aboneler, binalarının çatı ve cephelerine yerleştirilecek güneş panelleriyle elektrik üretebilecek. Bina uygunsa, rüzgâr türbini ile de elektrik üretilebilecek. Bunun için aboneler, bölgelerindeki elektrik dağıtım şirketine başvuracak. Dağıtım şirketi başvruyu aylık olarak alacak ve bir sonraki ayın 20’sine kadar sonuçlandıracak. Başvurular, trafo gücü ve tüketim güçlerine göre değerlendirilecek. 3 kVA ve altı kapasiteler için kolaylık sağlanacak. Ancak trafo ve altyapı koşullarına göre panellerin kurulu gücü 10 kVA’ya kadar çıkabilecek.
DEFTER TUTMA ŞARTI DA OLMAYACAK
Çatıda elektrik, vergiden muaf olacak. Meclis’te görüşülen torba yasa ile konutlarda çatı ve cephe uygulamalı yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı ve kurulu gücü azami 10 kilovat olan elektrik üretim tesisinin ürettiği elektrik vergiden muaf olacak. Bu şekilde ürettiği elektriği dağıtım şirketlerine satan kişilerin belge düzenleme, defter tutma, beyanname verme yükümlülüğü olmayacak.
İHTİYAÇ FAZLASI, DAĞITIM ŞİRKETİNE
Güneş enerjisinden üretilecek elektrik, faturaları da düşürecek. Aboneler, ürettikleri ihtiyaç fazlası elektriği mevcut şebeke üzerinden dağıtım şirketine satabilecek. Üretilen elektrik, faturalardan mahsup edilecek. Konut satıldığında ya da kiracı değiştiğinde yeni bir kabul işlemine gerek olmayacak. İmzalanacak sözleşme veya anlaşma ile üretilen elektrik kullanılmaya devam edilebilecek. Her bir abone tek bir üretim başvurusu yapabilecek. Böylece konutlardaki enerji giderleri azalırken, elektrik üretiminde yerli ve yenilenebilir kaynakların payı da artırılacak.
5 MİLYON ÇATIDA POTANSİYEL BULUNUYOR
Türkiye’de 15 milyon bina olduğunu, söz konusu binaların üçte birinde güneş enerjisi potansiyelinin bulunduğunu belirten Lisanssız Elektrik Üretimi Derneği (Lİ- DER) Başkanı Yalçın Kıroğlu, toplam üretim potansiyelinin en az 10 bin megavat olduğunu söyledi. Türkiye’nin çatıda su ısıtma sisteminde de dünyada kurulu güç bakımından en büyük 2. ülke olduğunu hatırlatan Kıroğlu, “Bizim bunu yapabilecek potansiyelimiz var. Su ısıtmada güneş kullanılabiliyorsa, bir müddet sonra güneşten elektrik üretimine de yaygın olarak başlanabilir” dedi.
"RÜZGARDA ESME KAPASİTESİ DEĞİŞKEN"
Çatıda yalnızca güneş değil rüzgârdan da elektrik üretimi yapılabilecek. Kıroğlu’na göre Türkiye şartlarında çatıda rüzgâr enerjisi çok uygulanabilir değil. Türkiye’deki rüzgârların değişken olduğunu ve belli bir esme kapasitesinde sabit gitmediğini söyleyen Kıroğlu, şunları kaydetti: “Trakya ve Ege bölgeleri bol rüzgâr alıyor ama rüzgârı şiddetli. İstanbul’da zaman zaman fırtınaya varan saatte 60-70 km süratte rüzgâr meydana geliyor. Rüzgâr türbinleri bu tarz sert rüzgârlara dayanabilir değil. Bu nedenle çok fizibıl değil. Pazar payı güneşin binde biri kadardır.”
7 Şubat 2018 Çarşamba
Yoğuşmalı kombilerin kullanılması zorunlu olacak
Önümüzdeki dönemlerde yoğuşmalı kombilerin kullanılması zorunlu olacak. Yaklaşık 10-15 yıllık kullanım ömrüne sahip olan kombilerde yoğuşmalı modelerin seçilmesi yüzde 20’den başlayan tasarruflara yardımcı oluyor
Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde yeni yürürlüğe giren “Enerjiyle İlgili Ürünler (Energy Related Products-ERP)” yönetmeliğinin, Türkiye’de de uygulanması için hazırlıklara başlandı. Enerji ile ilgili tüm ürünler için ekolojik gereksinimleri belirleyecek yönetmelik kapsamında kaynak kullanımda tasarruf sağlanması ve zararlı emisyonların azaltılması hedefleniyor. Yönetmeliğe göre, ülke içinde üretilen veya ithal edilen 400 kilovata kadar ısıtma kapasiteli kombi ve kazanlar, yoğuşmalı teknolojiye sahip olacak. Yeni kombi ve kazanlarda verimlilik ön planda tutulacak ve bu cihazlar eski modellere göre yüzde 15 daha tasarruflu çalışacak. Böylece, doğalgaz tüketimi ve faturası azalırken, ülke ekonomisine de önemli katkı sağlanacak.
Yeni yönetmelik kapsamında üretilecek çevre dostu yoğuşmalı kombilerle standart kombiler arasında ortalama 800 ila bin lira fiyat farkı olabilecek. Tüketiciler, satın almak istedikleri ısıtma cihazının enerji tüketim sınıfı hakkında önceden bilgi sahibi olabilecek ve seçimlerini buna göre yapabilecek. Ayrıca tüketiciler, hali hazırda kullandıkları yoğuşmasız kombilerini tüketim ömrü bitene kadar kullanabilecek. Tüketim ömrü biten ya da değiştirilmesi gereken kombiler ise yoğuşmalı kombilerle yenilenecek. Türkiye’de ortalama yıllık bir milyon kombi alım-satımı yapılıyor ve pazarın yüzde 35’i yoğuşmasız kombilerden oluşuyor. Nisandan itibaren pazarın kalan yüzde 65’lik kısmının da yoğuşmalı cihazlara dönmesi bekleniyor.
OLMAZSA OLMAZ
Peki yoğuşmalı kombi seçerken nelere dikkat etmek gerekiyor? Yoğuşmalı kombilerin, uygun bir tesisat kurulumu ile kış aylarının en önemli gider kalemlerinden biri olan doğalgaz faturalarında azalma sağlayacağı bilimsel olarak da kanıtlanmış durumda. Yapılan araştırmalar da, hava sıcaklığının ortalama 10 derece olduğu mevsimlerde, yoğuşmalı kombilerin konvansiyonel olanlara kıyasla yüzde 10 ila yüzde 20 verimlilik sağladığını gösteriyor. Ancak, kombi satın alma kararını verirken üzerinde önemle durmamız gereken yaşam alanımızın sahip olduğu özellikler konusu bu seçimde de mutlaka değerlendirilmeli. Nitekim 160-170 m2 ve üzerindeki alana sahip evlerde, sağlanacak yakıt tasarrufu ile nispeten pahalı olan yoğuşmalı kombilerin amortismanını 2 veya 3 yıl içerisinde sağlamak mümkün. Ancak daha küçük metrekareye sahip konutlar için, amorti etme süresinin çok daha uzun yıllara yayılacağını ve kombilerin standart ömürlerinin 10 ile 15 yıl arasında olduğunu da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Ayrıca, yoğuşmalı kombilerden maksimum verimi elde edebilmek için, evdeki kombi tesisatından kazan büyüklüğüne; radyatörlerin konumu ve uzunluklarına kadar birçok detayın uygun şekilde ve uzman kişiler tarafından tasarlanmış olması gerekiyor. Özetle, daha yüksek fiyatlı bir yoğuşmalı kombi alarak ileriye dönük bir yatırım yapmış ve her şekilde tasarruf etmiş olacaksınız; ancak evinizin büyüklüğü ve gelecek planlarınızı gözden geçirerek, daha uygun koşullarda satın alacağınız bir konvansiyonel kombi ile de mutlu olmanız mümkün.
ISINMAK İÇİN KLİMALAR DA GÖREVDE
Sıcaktan yanıp kavrulduğumuz yaz aylarındaki en iyi dostumuz hiç tartışmasız klimalar. Yaz aylarında vazgeçemediğimiz bu cihazlar, artık kış aylarında da en iyi dostumuz olmaya başladı. Doğalgazın aksine elektrikten başka hiçbir enerji kaynağı kullanmayan klimalar, kolay kurulum avantajıyla da kış aylarının en iyi ısıtma seçenekleri arasında. Durum böyle olunca klima markaları da kış için hazırladıkları kampanyaları ve indirimleri tüketicilere sunmaya başladı.
TÜKETİME DİKKAT
Enerji tüketimi ısıtma amaçlı klima seçerken dikkat edilecek noktaların başında yer alıyor. Elektrik faturanızı kabartmaması için A enerji sınıfındaki klimaları tercih etmeye çalışın. Klima seçiminde en önemli nokta ise klimanın kapasitesidir. Klimanın ‘BTU’ ile ifade kapasitesinin, klimanın koyulacağı odaya uygun olması gerekiyor. Uygun BTU değerinin hesaplanması için odanın genişliği, tavan yüksekliği, cephesi, izolasyonu, hangi katta bulunduğu ve odanın aydınlatması gibi faktörler değerlendiriliyor. Isıtma amacıyla kullanılabilecek klimaların satış fiyatları 1500 TL’den başlıyor.
Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde yeni yürürlüğe giren “Enerjiyle İlgili Ürünler (Energy Related Products-ERP)” yönetmeliğinin, Türkiye’de de uygulanması için hazırlıklara başlandı. Enerji ile ilgili tüm ürünler için ekolojik gereksinimleri belirleyecek yönetmelik kapsamında kaynak kullanımda tasarruf sağlanması ve zararlı emisyonların azaltılması hedefleniyor. Yönetmeliğe göre, ülke içinde üretilen veya ithal edilen 400 kilovata kadar ısıtma kapasiteli kombi ve kazanlar, yoğuşmalı teknolojiye sahip olacak. Yeni kombi ve kazanlarda verimlilik ön planda tutulacak ve bu cihazlar eski modellere göre yüzde 15 daha tasarruflu çalışacak. Böylece, doğalgaz tüketimi ve faturası azalırken, ülke ekonomisine de önemli katkı sağlanacak.
Yeni yönetmelik kapsamında üretilecek çevre dostu yoğuşmalı kombilerle standart kombiler arasında ortalama 800 ila bin lira fiyat farkı olabilecek. Tüketiciler, satın almak istedikleri ısıtma cihazının enerji tüketim sınıfı hakkında önceden bilgi sahibi olabilecek ve seçimlerini buna göre yapabilecek. Ayrıca tüketiciler, hali hazırda kullandıkları yoğuşmasız kombilerini tüketim ömrü bitene kadar kullanabilecek. Tüketim ömrü biten ya da değiştirilmesi gereken kombiler ise yoğuşmalı kombilerle yenilenecek. Türkiye’de ortalama yıllık bir milyon kombi alım-satımı yapılıyor ve pazarın yüzde 35’i yoğuşmasız kombilerden oluşuyor. Nisandan itibaren pazarın kalan yüzde 65’lik kısmının da yoğuşmalı cihazlara dönmesi bekleniyor.
OLMAZSA OLMAZ
Peki yoğuşmalı kombi seçerken nelere dikkat etmek gerekiyor? Yoğuşmalı kombilerin, uygun bir tesisat kurulumu ile kış aylarının en önemli gider kalemlerinden biri olan doğalgaz faturalarında azalma sağlayacağı bilimsel olarak da kanıtlanmış durumda. Yapılan araştırmalar da, hava sıcaklığının ortalama 10 derece olduğu mevsimlerde, yoğuşmalı kombilerin konvansiyonel olanlara kıyasla yüzde 10 ila yüzde 20 verimlilik sağladığını gösteriyor. Ancak, kombi satın alma kararını verirken üzerinde önemle durmamız gereken yaşam alanımızın sahip olduğu özellikler konusu bu seçimde de mutlaka değerlendirilmeli. Nitekim 160-170 m2 ve üzerindeki alana sahip evlerde, sağlanacak yakıt tasarrufu ile nispeten pahalı olan yoğuşmalı kombilerin amortismanını 2 veya 3 yıl içerisinde sağlamak mümkün. Ancak daha küçük metrekareye sahip konutlar için, amorti etme süresinin çok daha uzun yıllara yayılacağını ve kombilerin standart ömürlerinin 10 ile 15 yıl arasında olduğunu da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Ayrıca, yoğuşmalı kombilerden maksimum verimi elde edebilmek için, evdeki kombi tesisatından kazan büyüklüğüne; radyatörlerin konumu ve uzunluklarına kadar birçok detayın uygun şekilde ve uzman kişiler tarafından tasarlanmış olması gerekiyor. Özetle, daha yüksek fiyatlı bir yoğuşmalı kombi alarak ileriye dönük bir yatırım yapmış ve her şekilde tasarruf etmiş olacaksınız; ancak evinizin büyüklüğü ve gelecek planlarınızı gözden geçirerek, daha uygun koşullarda satın alacağınız bir konvansiyonel kombi ile de mutlu olmanız mümkün.
ISINMAK İÇİN KLİMALAR DA GÖREVDE
Sıcaktan yanıp kavrulduğumuz yaz aylarındaki en iyi dostumuz hiç tartışmasız klimalar. Yaz aylarında vazgeçemediğimiz bu cihazlar, artık kış aylarında da en iyi dostumuz olmaya başladı. Doğalgazın aksine elektrikten başka hiçbir enerji kaynağı kullanmayan klimalar, kolay kurulum avantajıyla da kış aylarının en iyi ısıtma seçenekleri arasında. Durum böyle olunca klima markaları da kış için hazırladıkları kampanyaları ve indirimleri tüketicilere sunmaya başladı.
TÜKETİME DİKKAT
Enerji tüketimi ısıtma amaçlı klima seçerken dikkat edilecek noktaların başında yer alıyor. Elektrik faturanızı kabartmaması için A enerji sınıfındaki klimaları tercih etmeye çalışın. Klima seçiminde en önemli nokta ise klimanın kapasitesidir. Klimanın ‘BTU’ ile ifade kapasitesinin, klimanın koyulacağı odaya uygun olması gerekiyor. Uygun BTU değerinin hesaplanması için odanın genişliği, tavan yüksekliği, cephesi, izolasyonu, hangi katta bulunduğu ve odanın aydınlatması gibi faktörler değerlendiriliyor. Isıtma amacıyla kullanılabilecek klimaların satış fiyatları 1500 TL’den başlıyor.
3 Şubat 2018 Cumartesi
Susuz'da şelale dondu
Hava sıcaklığının sıfırın altında 20 dereceye düştüğü Kars'ta, Susuz Şelalesi'nin büyük bölümü buz tuttu
Kars'taki Susuz Şelalesi, soğuk hava nedeniyle dondu.
Hava sıcaklığının sıfırın altında 20 dereceye düştüğü Kars'ta soğuk hava yaşamı olumsuz etkiliyor. Bazı bölgelerde buz sarkıtları oluşurken göl ve şelaleler de buzlarla kaplandı.
Kars-Ardahan karayolu üzerinde bulunan ve 15 metre yükseklikten su düşüşüne sahip Susuz Şelalesi'nin büyük bölümü, Doğu Anadolu Bölgesi'nde etkili olan soğuk hava nedeniyle buz tuttu.
Bölge halkının "Su uçan" olarak adlandırdığı şelale, buzla kaplanmasıyla güzel görüntü oluşturdu. Bazı vatandaşlar şelale önünde fotoğraf çektirdi.
Vatandaşlardan Murat Avcı, ilçenin doğal güzelliklerinden birinin de Susuz Şelalesi olduğunu anlatarak, şöyle konuştu:
"Burayı bilenler geliyor, bu anı ölümsüzleştiriyor. Şelale mutlaka görülmesi gereken yerler arasında. Kars'ın her yeri doğal güzelliklerle kaplı. Biz burada yaşamaktan mutluyuz, herkesi buraya davet ediyoruz. Bu doğal güzelliklerden yararlansınlar. Özellikle Doğu Ekspresi ile gelen arkadaşlarımız oluyor, burayı bilmiyorlar. Tanıtım noktasında eksiklik var. Tanıtılırsa daha çok kişi gelir."
Kars'taki Susuz Şelalesi, soğuk hava nedeniyle dondu.
Hava sıcaklığının sıfırın altında 20 dereceye düştüğü Kars'ta soğuk hava yaşamı olumsuz etkiliyor. Bazı bölgelerde buz sarkıtları oluşurken göl ve şelaleler de buzlarla kaplandı.
Kars-Ardahan karayolu üzerinde bulunan ve 15 metre yükseklikten su düşüşüne sahip Susuz Şelalesi'nin büyük bölümü, Doğu Anadolu Bölgesi'nde etkili olan soğuk hava nedeniyle buz tuttu.
Bölge halkının "Su uçan" olarak adlandırdığı şelale, buzla kaplanmasıyla güzel görüntü oluşturdu. Bazı vatandaşlar şelale önünde fotoğraf çektirdi.
Vatandaşlardan Murat Avcı, ilçenin doğal güzelliklerinden birinin de Susuz Şelalesi olduğunu anlatarak, şöyle konuştu:
"Burayı bilenler geliyor, bu anı ölümsüzleştiriyor. Şelale mutlaka görülmesi gereken yerler arasında. Kars'ın her yeri doğal güzelliklerle kaplı. Biz burada yaşamaktan mutluyuz, herkesi buraya davet ediyoruz. Bu doğal güzelliklerden yararlansınlar. Özellikle Doğu Ekspresi ile gelen arkadaşlarımız oluyor, burayı bilmiyorlar. Tanıtım noktasında eksiklik var. Tanıtılırsa daha çok kişi gelir."
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
Emlak vergisi
Milyonlarca kişiyi ilgilendiren Emlak Vergisi son ödeme tarihi için geri sayım başladı. Her sene ödenen emlak vergisi için ev, iş yeri, ars...
-
Taşınmaza ait detaylı bilgilerin yer aldığı resmi işlemlerinizde kullanabileceğiniz tapu kayıt örneğini e-Devlet Kapısı üzerinden web tapu s...
-
Milyonlarca kişiyi ilgilendiren Emlak Vergisi son ödeme tarihi için geri sayım başladı. Her sene ödenen emlak vergisi için ev, iş yeri, ars...
-
Tapu ve Kadastro Genel Müdürü Mehmet Adlı, "Vatandaşlar, yeni kimlik kartlarını POS cihazı şeklindeki Kimlik Doğrulama Sistemine takıy...
