28 Ocak 2018 Pazar

Akdeniz ve Karadeniz demiryoluyla bağlanıyor

Bakan Elvan, "Mersin Limanını Samsun Limanına kadar bağlayacak olan bir hattın ilk adımı olan Aksaray-Ulukışla hızlı tren demiryolu hattının yapımını yatırım programına aldık" açıklamasını yaptı

Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, demiryolu çalışmalarında bu yıl yeni bir çalışmayı yatırım programlarına aldıklarını ifade ederek, Mersin Limanını Samsun Limanına kadar bağlayacak hat için ilk adımın atıldığını duyurdu. 

Bakan Elvan, Mersin'de düzenlenen "Kıtalararası Lojistik Üssü Türkiye" konulu toplantıya katıldı. Divan Otel'de gerçekleşen toplantıya Bakan Elvan'ın yanı sıra Mersin Valisi Ali İhsan Su, MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, iş adamları ile protokol üyeleri katıldı.

Toplantıda konuşan Bakan Elvan, teması lojistik olan bu toplantının Mersin'de düzenlenmesinin son derece anlamlı ve önemli olduğunu söyledi.

'Bir Kuşak Bir Yol Projesi' kapsamında Bakü-Tiflis-Kars projesinin devamı niteliğindeki Kars-İstanbul demiryolu bağlantısının orta koridorun en önemli ayağını oluşturduğu dile getiren Elvan'ın konuşmasından satır başları şöyle:

Marmaray ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaşması planlanan çalışmalarda, projenin Türkiye bölümünü inşallah en kısa sürede tamamlayacağız. Bu projenin kara ayağının yanı sıra deniz ayağıyla ilgili de gerekli tedbirleri alıyoruz.

Akdeniz 3 kıtanın düğüm noktasıdır ve çok özel bir öneme sahiptir. Bu ticaret yollarının merkezinde bulunan Mersin, transit yük potansiyelini artırıp, Mersin'i bölgesel ve küresel bir aktarma merkezi haline getirmek amacıyla çalışmalarımıza yoğun bir şekilde devam ediyoruz. Özellikle ulaşım alt yapısının daha da güçlendirilmesi Mersin'in Türkiye'nin en önemli lojistik merkezlerinden bir haline gelmesinde önemli katkı sağlayacaktır.

Şu anda Mersin'i bizim doğu-batı koridorumuza demiryolu hattıyla bağlama noktasında yoğun bur çaba sarf ediyoruz. Konya-Kahraman yüksek hızlı tren hattı önümüzdeki günlerde açılacak. Kahraman-Ulukışla arasındaki demiryolu yapımları devam ediyor. Bu hattı ayrıca Mersin'e bağlayacağız. Mersin'den çıkan bir hızlı tren Kahraman-Konya-Ankara ve oradan İstanbul'a ulaşabilecek. Başka bir yolda Mersin'den çıkan tren Karaman, Konya oradan Afyon ve oradan da İzmir'e ulaşabilecek. Yani Türkiye'nin her yerine ulaşabilme imkanına kavuşabileceğiz.

Akdeniz ve Karadeniz bağlanıyor

Bu yıl yeni bir çalışma daha yaptık. Yine Mersinimizi kuzeye bağlayan bir demiryolu hattını yatırım programına aldık. Yani Mersin limanını Samsun Limanına kadar bağlayacak olan bir hattın ilk adımı olan Aksaray-Ulukışla hızlı tren demiryolu hattının yapımını yatırım programına aldık. Dolayısıyla hem doğu-batı ekseninde hemde kuzey-güney ekseninde hızlı tren demiryolu hatlarımızı oluşturmuş olacağız.

Lojistiğin Türkiye'de en önemli ve geleceği parlak olan sektörlerin başında geldiğini vurgulayan Elvan, "Firmalarımızın verimliliğinin artırılması, girdi maliyetlerinin azaltılması ve böylece küresel ölçekte daha etkin bir rekabet gücünü elde edebilmesine imkan sağlayan lojistik faaliyetler, ekonomik değer zinciri içerisinde hayati bir öneme sahip. Önümüzdeki dönem ulaştırma sistemlerinin ve lojistik faaliyetlerinin çok daha verimli olmasını zorunlu kılıyor. Geleceğin dünyasında rekabet için önem arz eden 3 temel alan olduğunuz düşünüyorum. Bunlardan bir tanesi yenilikçi bir yaklaşım, yenilikçi bir ürün ortaya koyabilmek. İkincisi mevcut sanayi tesislerimizin dijitalleşmesinin ve dijital dönüşümün sağlanması. Üçüncüsü ise lojistik. Bir ürünün kaliteli üretilmesi önemli ama tek başına değil. Bir ürünün üretildikten sonra en hızlı şekilde ve en düşük maliyetle güvenilir, öngörülebilir şekilde tüketiciye ulaştırılması da önem arz ediyor" şeklinde konuştu.

Hedef 2023 yılında ilk 15 ülke

Lojistiğin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğinin altını çizen Elvan, "Lojistik maliyetlerine bakıldığında özellikle geri kalmış ülkelerde veya az gelişmiş ülkelerde milli gelire orana yüzde 20-25 olduğunu görüyoruz. Gelişmiş ülkelere baktığımızda bunun yüzde 10 seviyesinde olduğunu görüyoruz. Türkiye'de ise bu oran yüzde 13. Dolayısıyla bizim bu maliyetleri daha da aşağı çekmemiz gerekiyor. Türkiye'deki lojistik sektörü büyüklüğüne baktığımızda aşağı yukarı 300 milyar dolarlık bir hacmi, büyüklüğü olduğunu görüyoruz. Bunun 150 milyar liralık kısmını lojistik sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin yaptığını görüyoruz. Kalan yüzde 50'si ise üreticinin lojistik faaliyetle uğraştığını görüyoruz. Bu şunu gösteriyor ki ülkemizde lojistik sektörünün daha fazla profesyonel yapılması ve daha da gelişmesi gerektiği ortaya çıkıyor. 2016 yılında yayınlanan Dünya Bankası endeksine göre 160 ülke arasında Türkiye lojistik sektöründe 34'üncü sırada yer alıyor. Sıralamada ön sıralardayız ama bu bizim için yeterli değil. Lojistik sektöründe inşallah 2023 yılında ilk 15 ülke arasında yer alacağız" ifadelerini kullandı.

Artık yeşil ve tersine lojistik kavramlarının da dünya gündeminde yer almaya başladığını kaydeden Elvan, "Yeşil lojistik ürünlerin müşteriye ulaşmasından önceki ham madde tedarikinden üretime, paketlemeye, taşımaya ve depolamaya kadar olan faaliyetlerin yanı sıra atıkların geri dönüşümü ve tekrar kullanımını kapsıyor. Tersine lojistik dediğimiz kavram ise tüketim noktasından gönderilen ürünlerin geri kazanımı, yeniden üretimi veya bertaraf edilmesi için üretici tarafından sistematik olarak kabul edilme süreci olarak adlandırıyor. Bu kavramları önümüzdeki günlerde kapsamlı olarak tartışacağız. Tersine lojistik ile enerji gereksinimi üretim sürecinde yüzde 85'e kadar azaltılabilmektedir. Ayrıca yeniden üretilen ürünler yüzde 30-40 oranında daha düşük bir fiyatla üreticiye sunulabiliyor" dedi.

Lojistiği ulaştırmadan ayırmanın mümkün olmadığının altını çizen Elvan, sözlerine şöyle devam etti:

"Ulaştırma yatırımlarında temel bazı önceliklerimiz var. Bunlardan birisi kuzey-güney, doğu-batı koridorunun bir an önce tamamlanması. Bu noktada çok yoğun çalışmalar yürütülüyor. İnşallah önümüzdeki bir kaç yıl içerisinde bu koridorlarda yapılan karayolları alt yapısı itibariyle tamamlamayı hedefliyoruz. Yine kombine yük taşımacılığının daha da geliştirilmesi yer alıyor. Bir diğer önemli olan demiryoluyla deniz yolu paylarının daha fazla artırılması. Bir diğer önemli konu ise organize sanayi bölgelerimizin demiryolu bağlantılarının yapılması. Kombine taşımacılığının geliştirilmesi doğrultusunda planlanan 21 lojistik merkezden 8 tanesini işletmeye açtık. Diğer bölgelerde çalışmalar devam ediyor. Halihazırda demiryolu şebekesinde 10 adedi organize sanayi bölgesi bağlantısı olmak üzere toplam 358 kilometre uzunluğunda, 229 adet iktisat hattı mevcut. Ülkemiz Asya ve Avrupa transit taşımacılığında birçok ulaştırma şebekesi ve koridoru içerisinde kilit konumdadır. Eskiden üretim batıda yapılıyordu ama şimdi artık üretim doğuya kaydı. Ulaşım bu yüzden çok önemli. Bizim de ulaşım, lojistik ve bağlantılar konusuna çok önem vermemiz gerekir. Türkiye potansiyelini doğru kullandığı zaman Türk lojistik firmaları tarafından bu koridorlarda çok önemli ticari ilişkiler içerisine girebilir. Ülkemizin önünde bir fırsat penceresi var."



27 Ocak 2018 Cumartesi

Fransız merkezli AccorHotels Grubu Türkiye’de 47 oteli, 2023’e kadar 99 otele ulaşmayı hedefliyor

Dünyanın önde gelen otel işletmecilerinden Fransız merkezli AccorHotels Grubu Türkiye operasyonunu büyütme kararı aldı. Türkiye’de 47 oteli olan grup, 2023’e kadar 99 otele ulaşmayı hedefliyor.
Fransız merkezli Avrupa’nın en önde gelen otel zinciri AccorHotels Grubu. Grubun Türkiye CEO’su Murat Kadaifçioğlu, genç yaşında turizm sektörüne adım atan, turizm üzerine eğitim alan, kariyerini turizm sektöründe inşa eden bir yönetici. Avrupa’dan gelen turist sayısında yaşanan düşüşe ve Türkiye’nin Avrupa’daki olumsuz algısına rağmen Türkiye turizminin büyüyeceğini anlatan Kadaifçioğlu, AccorHotels Grubu’nun da Türkiye’de büyüme kararında bir değişiklik olmadığını söylüyor. Kadaifçioğlu, “Geçen yıl yaşananlardan sonra yönetim kurulu başkanımız ‘Türkiye neler gördü, sırtı yere gelmez, biz yatırımlara devam edeceğiz’ mesajı verdi” diyerek sorularımızı şöyle yanıtladı:

47 OTELE ULAŞTIK

AccorHotels Grubu, 2005 yılından bu yana Türkiye’de aktif. Bugüne kadarki performansını değerlendirir misiniz?

- AccorHotels Grubu 2005 yılında Türkiye’de yatırım kararı aldı. İlk olarak Akfen Holding ile el sıkıştık. 2007’de ilk otelller açıldı. Akfen Grubu’yla bugüne kadar 9 şehirde 15 otel açtık. Accor-Akfen ortaklığı Türkiye sınırları dışına da çıktı, Rusya’da da birlikte oteller açtık. Türkiye’de 9 ayrı şehirde 30 otelimiz var ve buna lüks grubun eklenmesiyle 37 otel olduk, Rixos’la da bir anlaşma yapıldı. Rixos adı eski sahipleriyle Accor arasında paylaşıldı, bunların gelmesiyle otel sayısı 43’e çıktı. 4 otelimiz de yakında açılacak. 2007-2017 arasında 47 otelimiz oldu.


Yeni otel projeleriniz var mı? Hedefiniz nedir Türkiye’de? Bu hedeflerde bir değişikilik oldu mu son dönemde?


- 2023’e kadar 99 otel hedefi koyduk. Bunu da değiştirmedik. Grubun başındaki yani Avrupa merkezinin başındaki ekip de Türkiye’ye inanıyor. 2018’de Bodrum’da bir projemiz yolda, Bodrum’da halen Swissotel’in işletmeciliğini üstlenmiş durumdayız, M Gallery markamız Bodrum’a her an gelebilir. Anadolu Yakası’nda 2 otel açabiliriz, görüşmeler sürüyor. İzmir’de İbis ve Swissotel var, İzmir’de de yeni bir otel olabilir her an. İzmir’de ayrıca Grand Mercure Otel projemiz var. Ankara’da 2 otel projesi üzerine çalışılıyor. Ankara’da da Ibis ve Grand Mercure açacağız.

Grubun çatısı altında lüks oteller de var, bu segmentin altındaki oteller de var. Türkiye’de büyümeyi hangi segmentte gerçekleştirmeyi planlıyorsunuz?

- Lüks otel ve daha düşük segmentte oteller açıyoruz uzun zamandır. Gerçek lüks için gerçek lüks müşteriye ihtiyaç var. İstanbul dışında 300-400 Euro gecelik oda fiyatı ödeyecek turist saysına bakmak gerekiyor.

Türkiye’de nedir bu rakamlar? Son dönemde 5 yıldızlı oteller de fiyat kırdı.

- Türkiye’ye gelenlerin ancak yüzde 5’i bu fiyatları öder. Bu yüzden de gerçek 5 yıldızlı otel yapmak Türkiye’de birçok yer için hayal.

Antalya, İstanbul, Bodrum bu tip otellerle dolu... Ne olacak bu oteller?


- Öncelikle bu süreç hep böyle gitmeyecek. Ama şu var. İstanbul’da 5 yıldızlı bir otel yaptığınızda bunu mutlaka kongre turizmi ve düğünler için de organize etmelisiniz. Ankara, İstanbul ve İzmir’deki gerçek 5 yıldızlı oteller ancak böyle ayakta durur.

Siz nasıl geçirdiniz 2017 yılını grup olarak?

- 2017 kötü bir yıl değildi. Kötünün iyisi. 35 yıldır turizm sektöründeyim. Buraya bir eğri çizsem yılan resmi dersiniz. Hep geriye düşüşler olur turizmde. Turizmde 3 yıl iyi geçer, sonra durur iniş başlar. Ama kimse Türkiye’nin turizmini engelleyemez.

Sizin yabancı yöneticileriniz gelirken endişe yaşadılar mı?

- Benim yabancı çalışma arkadaşlarım Türkiye’ye gelirken, “4 duvar arasında kapalı yerde toplantı ayarla” dediler ilk başlarda. Ancak gelip görünce Avrupa basınında yansıtılan gibi bir durum olmadığını gördüler. Bırakın çalışma arkadaşlarımızı, benim çocuklarım Belçika’da yaşıyor. Onlar bile zaman zaman endişelenip, “Baba Türkiye’de ne oluyor” diye sordular. Türkiye’de terör olaylarının yaşandığı gibi bir durum yansıtılmaya çalışılıyor.

Ama siz buna rağmen yatırım diyorsunuz…Nasıl oluyor bu?

- Türkiye Avrupa’nın tatil için çıkış kapısı. En lüksün de olduğu Akdeniz çanağındaki en iyi destinasyonuz. Fas’tan buraya kadar karşılaştırın, en iyisi biziz. 37 milyon turist geldi geçen yıl Türkiye’ye. Avrupalılar için de durum değişecek. Hatta 2018’de değişecek. Ayrıca Türkiye’nin kapısını çalan insan sayısı değişmez.

Afrin harekatı var. 2018’in yaz sezonuna iyimser bakmak mümkün mü?
- Günü geliyor Avrupa’nın çıkış kapısıyız, günü geliyor giriş kapısıyız. Arka kapı olup kapıyı kapattıklarında çok zorlanıyoruz. Türkiye içte başka şeyler yaşıyor dışarıda başka. İlişkiler gerilince Avrupa turizm musluğunu kapatıyor. Bizi ekonomik olarak cezalandırıyorlar. Avrupa ile ters düşüldüğünde bu bire bin olarak gösteriliyor. Türkiye için “Sokaklarda güvenlik yok” gibi çok olumsuz haberler yapılıyor Avrupa basınında. Geçen yıl yaşananlardan dahi bizim yönetim kurulu başkanımız “Türkiye neler gördü, sırtı yere gelmez, biz yatırımlara devam edeceğiz” dedi. Türkiye büyük bir ülke. Stratejik konumumuzdan dolayı sorunlar yaşıyoruz. Turizm de politik duruşla bağlantılı, Türkiye’nin suyunu turizmle kesmeye balışıyorlar ama Türkiye gerçeğini bilen Accor gibi gruplar Türkiye’ye yatırıma devam ediyor.

Terör saldırılarının en büyüklerinden biri Paris’te yaşandı…


- Paris’ten turistler ayaklarını kestiler mi? Hayır. Brüksel’de de havaalanında saldırı oldu. Orada da her şey 1 ay sonra normale döndü.

SOFITEL YOLDA, GELİYOR

Siz Sofitel’i getirecektiniz... Ertelendi mi proje?

- Sofitel yolda! Geliyor ama tam tarih belli değil. Tartışması bitmez. Malum içinde bulunduğumuz durumda yeni markaları getirmek zor. Piyasa, Türkiye’nin ekonomik ve politik sebepleri etkiliyor. 4 yıl önce Sofitel için masaya oturduğumuzda İstanbul’da oda başı fiyatlar 250-300 Euro derken, şimdi bunu diyemeyiz. Bu da etkiliyor. Ama dediğim gibi lüks markalar değil, orta segment markalara çok ihtiyaç var.

Anadolu’da nerelere açılacaksınız?

- Eskişehir, Trabzon,
Gaziantep, Kayseri ve Bursa’da halihazırda devam eden otel yatırımlarımız var. Çok kısa sürede diğer Anadolu şehirlerinide eklemek bu projedeki görevlerim
arasında.

BÜNYESİNDEKİ OTEL MARKALARI

- Sofitel

- Pullman

- M Gallery

- Grand Mercure

- Mercure

- Novotel

- Ibisotel

- Raffles

- Fairmont Quasar

- Swissotel

- Rixos

MURAT KADAİFÇİOĞLU KİMDİR?

İzmir 1964 doğumlu Kadaifçioğlu, profesyonel iş hayatına Fransa’da başladı.Ancak lisede okuduğu yılarda yaz aylarında turizm sektörüne adım atmış, Turban Çeşme Oteli’nde 15 yaşındayken yaz aylarında resepsiyonist olarak çalışmaya başlamıştı. Okuduğu dönemde turist rehberliği yapan ve kokart sahibi de olan Kadaifçioğlu, 1994 – 1997 yıllarında Fransız Hava Yollarının yan kuruluşu olan Jet Tours’da Genel Müdür olarak görev yaptı. 1998 yılı itibariyle Fransız şirketi olan dünya otelcilik devlerinden Accor’a Türkiye Otellerinde Satış ve Pazarlama Direktörü olarak göreve başladım. Bu göreve ilaveten 1999 yılında Antalya Coralia Club Genel Müdürlüğünü ve 2001 yılında ise ACCOR Otelleri Türkiye Genel Müdürüğünü de üstlendi. Murat Kadaifçioğlu halen AccorHotels Grubu’nun Türkiye’deki yatırımlarını yönlendirerek 50 otellik dev bir projenin yürütülmesinden sorumlu.

Elif Ergu / Hürriyet



24 Ocak 2018 Çarşamba

Çılgın projeyle İstanbul'un 19 ilçesi adalı olacak

Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan tarafından güzergahı açıklanan Çılgın Proje Kanal İstanbul, İstanbul’u dünyanın en büyük adalarından birine de kavuşturacak
Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan tarafından geçtiğimiz günlerde güzergahı açıklanan Kanal İstanbul ile ilgili sondaj çalışmaları tamamlandı. Sıra Cumhuriyet tarihinin en büyük bütçeli projesi için yapılacak ihaleye geldi. İşin finansman tarafında rakamların büyüklüğünden dolayı yap-işlet-devret modeli ile kamu-özel iş birliğinin de içinde yer alacağı karma bir model oluşturulacak. İşin özel sektör tarafını sırtlanacak konsorsiyumun kimlerden oluşacağı ise ihale takviminin açıklanması ile ortaya çıkacak.

GENİŞLİĞİ 600 METRE, DERİNLİĞİ 25 METRE

Yeni Şafak'ın haberine göre Bakanın açıklaması ile kesinleşen güzergaha göre Kanal İstanbul, Marmara Denizi tarafında Küçükçekmece’den başlayıp Sazlıdere üzerinden Durusu’ya, Durusu’dan da Karadeniz’e açılmış olacak. Uzunluğu 45 km olacak kanalın genişliği ise 600 metreyi bulacak. Marmara Denizi’nden Karadeniz’e doğrudan bağlantı sağlayarak gemi trafiğine alternatif sunacak olan kanalın su derinliğinin ise 25 metre olması planlanıyor.

İKİ YENİ KENTTEN BİRİ KURULACAK

Kanalın Marmara Denizi ile birleştiği noktada 2023 yılına kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıkladığı iki yeni kentten biri kurulacak. 453 milyon metrekareye kurulması planlanan yeni şehrin 30 milyon metrekaresini Kanal İstanbul oluşturacak. Yeni şehrin en önemli aktörlerinden biri ise 76 milyon m2 alan içinde yer alacak olan 3. Havalimanı olacak.

Marmara ile Karadeniz’i birbirine bağlayacak kanal ile Avrupa Yakası'nda yer alan 35 ilçeden 19'u ada tarafında kalacak, 6'sı ise ada dışında kalacak.

AVRUPA YAKASI ADA OLACAK

2023 yılına kadar yapılması planlanan Kanal İstanbul’un güzergahı ile ilgili oluşturulan haritalara bakıldığında ilginç bir detay da göze çarpıyor.

Küçükçekmece’den başlayıp Durusu üzerinden Karadeniz’e bağlanan kanal ile İstanbul’a dünyanın en büyük adalarından biri de kazandırılacak. İstanbul’un Avrupa Yakası’nın çok sayıda ilçesi dört tarafı sularla çevrili kara parçasında yer almış olacak.

6 İLÇE ADA DIŞINDA KALACAK

Kanal İstanbul’un ikiye ayıracağı Avrupa Yakası’nda ada tarafında 19 ilçe yer alacak. 6 ilçe ise ada dışında kalacak. İstanbul'un Avrupa Yakası'nda yer alan Çatalca, Silivri, Büyükçekmece, Esenyurt, Avcılar ve Beylükdüzü ilçeleri ada içerisinde yer almazken, Arnavutköy, Küçükçekmece, Bahçelievler, Başakşehir, Bağcılar, Güngören, Zeytinburnu, Fatih, Bayrampaşa, Esenler, Gaziosmanpaşa, Sultangazi, Eyüp, Bakırköy, Beyoğlu, Beşiktaş, Kağıthane, Şişli ve Sarıyer ise ada içerisinde kalmış olacak.

1000 KM2’LİK ALANI KAPSAYACAK

Çılgın proje ile ikiye bölünecek Avrupa Yakası’nda ada dışında kalan 6 ilçenin yüz ölçümleri hesaplandığında 3 bin 562 km2 alan içinde yer alan Avrupa Yakası’nın yaklaşık 1000 km2’sinin ada içinde kaldığı görülüyor.

6 KÖPRÜ İLE ÜCRETSİZ GEÇİŞ SAĞLANACAK

Kanalın ayıracağı ilçeler ile bağlantının 6 farklı güzergaha konumlandırılacak köprüler ile sağlanması planlanıyor. Toplam maliyetinin 5 milyar lirayı bulması beklenen köprülerden geçiş ise ücretsiz olacak. Köprülerin tam olarak hangi noktalara yapılacağı ise henüz belli değil.






İstanbul'da Metrobüsle günde 756 bin kişi taşındı

İstanbul'da şehir içi toplu ulaşım araçlarından Metrobüsle günlük 756 bin 872 kişi yolculuk yaptı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB), ulaşım aracı metrobüs, en çok kullanılan şehir içi toplu taşıma araçları olmaya devam ediyor.

İstanbul'un Anadolu yakasından Söğütlüçeşme ile Avrupa yakasındaki Beylikdüzü arasında ulaşım sağlayan metrobüsler, 2017 yılında günlük 756 bin 872 kişi tarafından kullanıldı.

Metrobüsler, geçen yıl içinde 276 milyon 258 bin 576 yolcu tarafından tercih edildi. 2016 yılında 253 milyon 839 bin 361 kişi tarafından tercih edilen metrobüsler, günlük ortalama olarak 695 bin 450 kişi tarafından kullanılmıştı.

Bir önceki yılla kıyaslandığında 2017 yılında metrobüslerde yolculuk edenlerin sayısı 22 milyon 419 bin 215 kişi artarak, 276 milyon 258 bin 576 oldu.



22 Ocak 2018 Pazartesi

İşte son 5 yılda en çok değerlenen ilimiz

Türkiye'nin hemen her kentinde gayrimenkul fiyatları hızla artıyor. Son beş yılda değeri en çok artan ilk üç il Yalova, İstanbul ve Çanakkale olurken, değeri en az artan ilk üç il ise Mardin, Şanlıurfa ve Erzincan oldu.
Gayrimenkul sektöründeki gelişim artık İstanbul, İzmir, Ankara gibi büyük kentlerle sınırlı kalmıyor. Ulaşım projeleri kentleri birbirine bağlarken gayrimenkullerin değerlerini de hızla artırıyor. Tıpkı Yalova'nın kaderini Osman Gazi Köprüsü'nün değiştirmesi örneğinde olduğu gibi. Köprünün adının duyulmasından açılmasına kadar geçen süreçte Yalova'daki gayrimenkuller hızla değer kazandı.

Peki Türkiye'nin kentlerinde son beş yılda nasıl bir gayrimenkul hareketliliği yaşanıyor? İşte bu sorudan yola çıkarak, Reidin Zingat.com, verilerinden yararlanarak Ekonomist Dergisi'ne özel bir araştırma yaptı. Bu araştırmayla Türkiye'de son beş yılda konutta metrekare fiyatları en çok artan 10 il ile en az artan 10 il ortaya çıkarıldı. Bu araştırmanının sonucu da son beş yılda değeri en çok artan ilk üç ilin Yalova, İstanbul ve Çanakkale, değeri en az artan ilk üç ilin ise Mardin, Şanlıurfa ve Erzincan olduğunu gösterdi.

ZİRVEDE YALOVA VAR

2012 yılında bin 41 TL olan ortalama konut metrekare fiyatı yüzde 123 artarak 2017'de 2 bin 317 TL'ye ulaşan Yalova en çok artış gösteren il oldu. Onu 2012'de ortalama metrekare fiyatı bin 825 TL olan ve beş yıllık süreçte yüzde 113'lük artış göstererek ortalama metrekare fiyatını 3 bin 894'e çıkaran İstanbul izledi. Üçüncü sırayı ise 2012'de bin 97 TL olan ortalama metrekare fiyatını yüzde 113'lük artışla 2017'de 2 bin 333 TL'ye yükselten Çanakkale aldı.

Çanakkale'yi sırasıyla yüzde 108'lik artışla Ordu, yüzde 100'lük artışla İzmir, yüzde 97'lik artışla Burdur, yüzde 97'lik artışla Sakarya, yüzde 96'11k artışla Muğla, yüzde 95'lik artışla Sinop ve yüzde 94'lük artışla Kocaeli kentleri izliyor.

MARDİN GERİDE KALDI

Araştırmaya göre son beş yılda metrekare değerini en az artıran kentler sıralamasında ise Mardin ilk sırayı alıyor. Mardin'de 2012'de 881 TL olan ortalama metrekare konut satış fiyatı son beş yılda sadece yüzde 6'lık artış göstererek 2017'de 932 TL'ye çıkabildi. 2012 yılında 922 TL olan metrekare satış fiyatı yüzde 18'lik artışla 2017 yılında bin 85 TL'ye ulaşan Şanlıurfa bu açıdan ikinci sırada yer alıyor. Üçüncü sırada ise 2012 yılında konut metrekare satış fiyatı 979 TL iken yüzde 18'lik artışla 2017 yılında bin 153 TL'ye çıkan Erzincan bulunuyor.

Erzincan'ı, sırasıyla, son beş yıl içinde metrekare fiyatını yüzde 23 artıran Kilis, yüzde 26 artıran Gaziantep, yüzde 29 artıran Kütahya ve Amasya, yüzde 30 artıran Nevşehir, yüzde 33 artıran Bilecik ve Sivas takip ediyor.

YALOVA NEDEN YÜKSELDİ?

Yalova'da üretilen konut miktarının sınırlı olduğuna dikkat çeken Bakyapı Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Bakgör, kentte yabancılara yönelik satışların gerçekleşmesinin gayrimenkul fiyatlarının ciddi oranda artmasına neden olduğunu söylüyor. Bakgör, kentin son dönemde yoğun göç almaya başladığına da dikkat çekiyor. Veysel Bakgör, "Osman Gazi Köprüsü'nden sonra bölgedeki araziler de oldukça değerlendi. Kentin imar planlama alanları sınırlı olduğu için fazla konut üretimi yapılamıyor. Göçle birlikte gelen talep de fiyatlara yansıyor. Arazi fiyatlarının yüksekliği de konut fiyatlarının daha da yukarı çıkmasına neden oluyor" diyor.

GÖÇÜN ETKİSİ BÜYÜK

Türkiye'nin en değerli kenti olan İstanbul zaten her dönem ilgi çekiyor. Çanakkale'nin değerini artırma nedenleri olarak yoğun göç ve temelleri atılan Çanakkale Köprüsü'nün etkisi gösteriliyor. Ordu'nun göç alması, Organize Sanayi Bölgesi'ndeki yatırımlar ve ORGİ Havalimanı'nın yarattığı ticaret hacmi ile gelişip değerlendiği vurgulanıyor. Yatırımcıların arazi yatırımları yaptığı Sakarya ise bu ilginin gayrimenkule yansımasıyla değerleniyor.

İzmir'in değerini artırma nedenleri olarak yoğun göç alması ve gayrimenkul piyasasındaki nitelikli gelişim gösteriliyor. Burdur, göç alan ve ticari faaliyetleri gelişen bir diğer kent olarak değer kazanmaya devam ediyor. Turizmin önemli kalelerinden biri olan Muğla, yerli ve yabancı yatırımcıların ilgisini çekmesiyle değer kazanıyor. Karadeniz'in en sakin kentlerinden biri olan Sinop, son yıllarda emekli göçü alması, kentteki üniversite varlığının gelişmesi, havalimanının aktif olması, turizm potansiyelini her geçen yıl artırmasıyla gayrimenkul piyasası gelişen bir diğer kent oluyor.

SAVAŞ OLUMSUZ ETKİLEDİ

Suriye'de yaşanan savaş, Irak'taki gerginlikler gibi nedenlerle sınır kapılarının kapanması Doğu ve Güneydoğu illerine olumsuz yansıyor. Bu bölgede ticaretin azalması, güvenlik sorunu gibi nedenler yüzünden Mardin, Şanlıurfa, Erzincan, Kilis, Gaziantep gibi kentlerde gayrimenkul hareketliliği azalmış durumda.

Kütahya ve Amasya'da göç ya da ticari faaliyetlerde bir artış görülmemesi nedeniyle gayrimenkul gelişiminin sınırlı kaldığına dikkat çekiliyor. Nevşehir, Bilecik ve Sivas da mevcut gayrimenkulde durumun korunup bir miktar gelişimin sağlandığı kentler arasında yer alıyor.

(Levent Gökmen Demirciler/Ekonomist Dergisi)





21 Ocak 2018 Pazar

Ankara'nın Bala ve İstanbul'un Eyüpsultan ile Bağcılar ilçelerindeki bazı alanlar riskli ilan edildi

Ankara ve İstanbul'da bazı alanların riskli kabul edilmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararı Resmi Gazete'de yayımlandı. Buna göre, Ankara'nın Bala ilçesine bağlı Göztepe Mahallesi ve İstanbul'un Eyüpsultan ilçesine bağlı Akşemsettin Mahallesi ile Bağcılar ilçesine bağlı Bağlar Mahallesi sınırlarındaki bazı alanlar riskli ilan edildi.

Kararların, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 29 Eylül 2017 ve 2 Kasım 2017 tarihli yazıları ile 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un ilgili maddeleri uyarınca Bakanlar Kurulu tarafından alındığı belirtildi. Kararlarda, riskli ilan edilen alanların krokisi ile koordinatlarına da yer verildi.




Emlak vergisi

 Milyonlarca kişiyi ilgilendiren Emlak Vergisi son ödeme tarihi için geri sayım başladı. Her sene ödenen emlak vergisi için ev, iş yeri, ars...